| Yazar | : | Mehmet Söztutan |
| İsbn | : | 9789758591008 |
| Yayın Tarihi | : | Mart, 2002 |
| Dil | : | Türkçe |
| Sayfa Sayısı | : | 175 |
| Ölçü | : | 13,5 x 21 cm |
| Yayınevi | : | Rehber Matbaacılık |
Gökyüzü kıpkızıldı. Tabiat yeni tehlikelere gebe gibiydi; ha doğurdu, ha doğuracak! Bugünlerde bazen yer kusuyordu, bazen gök... İklimler bile karışık. Kışın yaz, yazın kış. Zemheride bahar, yazın ortasında çiğ... Yoruldu mu koca dünya ne!
Önde Rüstem Efendi arabayı kullanıyor, arkada Metin oturmuş, yaşlı gözlerle İstanbul'u seyrediyor. İşte Boğaz Köprüsü'nü geçiyorlar. Köprü hem altındaki hem üstündeki maviliği ikiye bölmüş; sağda soluk mavi, solda batmağa hazırlanan güneşin kızıllaştırdığı parçalı bulutlu gökyüzü, altta deniz, önde Avrupa, arkada Asya...
Metin'in romanlardan, filmlerden, şiirlerden, hâsılı her kaynaktan âşık olduğu halde daha önce sadece iki defa görebildiği İstanbul... "Senin için bugüne kadar ne söylemişlerse az söylemişler!"
Çok duygusal, ince ruhlu, derin bir romantizmin şekillendirdiği hassasiyetle böyle yorumluyordu İstanbul'u Metin.
Bir zamanların saltanat şehri ve bütün zamanların sevda şehri İstanbul. Son yıllarda sen de dengesi iyice bozulan dünya gibi karışıverdin. Artık senin adın söylenince önce âşıklar akla gelmiyor. Zarif ruhlu mahir ellerin süslediği eserler, zenginlikler de gelmiyor. Kaldırım taşlarına kadar her şeyinle kültür ve sanat yazılan bir kitap gibi iken şimdi onlar da senin alamet-i farikan değiller artık... İstanbul deyince daha çok zengin-fakir, işli-işsiz, iyi-kötü, lüks-sefalet, ilim-cehalet... Bir sürü kargaşa geliyor insanın hatırına. Tıpkı dünyanın geri kalan yerleri gibi. Sabahtan akşama, hatta bir saatten sonraki saate kadar ne yapacağı belli olmayan bir dünya! .