| Yazar | : | Nuran Çakmakçı |
| İsbn | : | 9789944884952 |
| Yayın Tarihi | : | Kasım, 2008 |
| Dil | : | Türkçe |
| Sayfa Sayısı | : | 356 |
| Ölçü | : | 13 x 19,5 cm |
| Yayınevi | : | T. İş Bankası Kültür Yayınları |
- Efendim çocukluk yıllarınıza dönelim. Çok gerilere, hatta siz doğmadan önceki zamana gidelim. Büyük dedeniz, yani dedeniz ve büyükanneniz nerede yaşarlarmış? Nereliler? Siz onları tanıdınız mı?
- Evet. İki dedem ve iki büyükannem var. Yani bir babaanne, bir anneanne var. Her ikisini de tanıdım. Önce babaannem ve dedemden başlayayım: Ben, 1931'de doğmuşum. 1933-34 yıllarını hatırlıyorum. Demek ki doğduktan birkaç yıl sonrası. Babamın annesi ve babası Kayseri'nin, o zamanki adı Everek olan bir ilçesinden. Everek'in şimdiki adı Develi. Şu anda kime Everek deseniz hatırlamıyor. Everek'in Tomarza köyünde bir çiftçinin çocuklarıymış.
-Tomarza?
- Evet, Tomarza Köyü'nden. Oradan 1896 yılında İstanbul'a geliyorlar.
- İstanbul'a gelme hikayeleri nasıl? Babasıyla mı geliyor dedeniz, tek başına mı geliyor?
- Tek başına geliyor.
- Niye geliyor?
- Niye geliyor: Orada çok fakir bir aileymişler. Çiftçilikle uğraşırlarmış. Köyde yapacak bir iş bulamamışlar. Dedem İstanbul'a gelmeyi istemiş ve gelmiş. Kardeşleri olup olmadığını, o kadarım hakikaten ben de bilemiyorum. Ama muhakkak ki vardır kardeşleri! Tek başına gelmiş. Tabii eşini de getirmiş. 17 yaşında evlenmiş kendisi. Adı Kirkor Manukyan. Ama orada herkes onu Kirkor Ağa olarak tanırmış. Eşi, yani babaannem, 15 yaşındaymış. Nüfus adı: Kadın.
-Kadın!
- Evet, Kadın. Biz, evde kendisine "Gülük anne" derdik.
Gülhan, Gül, Gülük, "Gülük anne" derdik.
- Kayseri'de evlenip İstanbul'a gelmişler…