| Yazar | : | Ali Narçın |
| İsbn | : | 9786054777440 |
| Dil | : | Türkçe+İngilizce |
| Sayfa Sayısı | : | 138 |
| Ölçü | : | 13,5 x 21 cm |
| Yayınevi | : | Siyah Beyaz Kitap |
Öyle bir uygarlık düşünün ki; karşınızda onu anlatan yüzlerce metre yükseklikteki yapılar, muhteşem kral sarayları ve tanrılara adanan tapınaklarla tören alanları olsun.. Bir zamanlar Nil deltasında güneşle konuşan insanlar ortaya çıkacak, piramit rampalarında kaydıraklarla umutların yükseklerden aşağıya atıldıkları görülecek... İnsanların o dönemlerde neler yapmış oldukları ya da nasıl bir yaşamla iç içe oldukları hala gizemini sürdürmektedir. Uzun bir süre altın renkli kumlar altında kalan saraylar, tapınaklar ve tören alanları çok uzun bir zaman sonra gün yüzüne çıkarılmıştı ve insanlar onlar hakkında artık rahatça konuşmalar yapabiliyordu ve bölgenin haritasını yorumlamaya çalışıyorlardı. Nil'in kıyısında kurulan krallığın adı çok hızlı bir şekilde bölgenin dışına çıkmış ve uzak ülkelerin insanları Mısır'ı merak etmeye başlamışlardı. Her geçen gün uygarlığın yanan meşaleleri çok uzaklardan görülmüş ve bazı kent krallıkları zengin olarak anlatılan Mısır'ın topraklarına saldırmışlardı. Hanedanlar şeklinde bölümlere ayrılan Mısır'ın kralları (Firavunları) dönemlerinde kendi aralarında yarışırcasına yapılar inşa etmiş, dinsel anlamlarda da yeniliklere imza atmışlardı. Bizlere bırakılmak üzere ifade etmeye çalıştıkları düşüncelerini tapınak duvarları ve mezar odalarına hiyeroglif ve demotike adı verilen yazılarla ulaştırmayı başarmışlardı. Günümüzde arkeolojik kazılarda elde edilen belgeler incelenip, yazılar çözüldükçe Mısır hanedanlıkları hakkında çok yönlü bilgi sahibi olduğumuzu görmekteyiz.