| Yazar | : | Ahmet Rasim |
| Yayın Tarihi | : | 1987 |
| Dil | : | Türkçe |
| Sayfa Sayısı | : | 288 |
| Ölçü | : | 13,2 x 19,5 cm |
| Yayınevi | : | Alarba Yayınları |
...Bir Pazar Sabahıydı. Kar lapa lapa yağıyor, ortalık sakin. Kukuletalı, şallı, atlı şemsiyeli yolcular, işçiler fasıla fasıla geçiyorlar, serçeler tüyleri kabarık uçuşuyor, köpekler koşuşuyor, oynaşıyor... güğümünü, takımını siper bir yere koymuş başı mendil bağlı bir Arnavut, sürekli aynı perdeden:
-Sahlep! Kaynıyor! diye bağırıyor, biz de dükkanda tepeleme mangalın etrafında eller ateşe uzanmış, oturuyorduk. Perukar'ın (Ermeni berberin) dudağı patlamış, annesinin yaptığı balmumlu merhemi sürerken dedi ki:
-Bu son gece amma civcivli gece. Yarın da İstiridye Panayırı... Ondan sonra karnaval biter, perhiz girer.
Nihayet gün batmasına yarım saat kala kar durmuştu. On dakika sonra üç kukuletalı Vefa yolunda yürümeye başladı. Yollarda kimse görünmüyordu. Meyyit yokuşunda tırmanırken ilk hayat müjdesini bir evin önünde kurulmuş olan laternadan aldık. Evden kadın, erkek bir takım maskaralar çıkıyorlardı. Ayı kafalı bir herif mahalle çocuklarına saldırıyor, kaçırıyordu. Elleri tırnaklı bir eldiven içinde idi. Burnuna kocaman bir halka takılmış; bir kadın elinde def, zincirini çeke çeke götürüyordu.
Şişhane karakolunun feneri, karşıdaki meydanı loş bir karanlık içinde aydınlatıyordu. Laterna gene başladı. Onunla beraber dans da başladı. Perukar:
- Polka oynuyorlar.
Bu gurup birinin bir eli diğerinin belinde dönüp duruyordu. O zamanın saflığı ile beraber maskenin ehemmiyetini anladım: Maske olmasa alenen oynanılmazdı, gece bile olsa.