Diktatörlük ve Demokrasinin Ekonomik Kökenleri
| Yazar | : | Daron Acemoğlu, James A. Robinson |
| İsbn | : | 9786059911269 |
| Yayın Tarihi | : | Aralık, 2021 |
| Dil | : | Türkçe |
| Sayfa Sayısı | : | 447 |
| Ölçü | : | 16 x 24 cm |
| Yayınevi | : | Bağlam Yayıncılık |
Gerçekten de demokrasi, sadece Türkiye’de değil, dünyanın farklı bölgelerinde tehdit altında. Arap Baharı ile yükselen tüm umutlan neredeyse kırarak, Mısır’ın demokratik seçimlerle seçilmiş ilk hükümeti de 2013’le bir darbe ile indirildi, bu da ülkeyi yakın tarihte diğer zamanlarda yaşanandan da daha şiddetli bir baskı altına soktu. Tayland'da 2014’te bir başka askeri darbeye manız kaldı ve orduya önemli ölçüde yetki veren anayasanın yürürlüğe girmesinin ardından orada da özgür ve adil seçimlere geri dönüş ufukta görünmüyor. 2010'dan bu yana, Burkina Faso, Burundi, Gine-Bissau, Lesotho, Madagaskar, Malavi, Mali, Nijer, Papua Yeni Gine ve görece uzun soluklu demokrasiler olan Bangladeş ve Benin'de darbeler ve darbe girişimleri gördük.
Darbeler demokrasi karşısındaki tek tehdit değillerdir. Dünyanın pek çok yerinde demokratik yollarla seçilen hükümetlerin, bunlara Ekvator, Macaristan, Rusya ve hatta Türkiye'yi de dalıil edebiliriz, otoriterleştiklerini ve özgürlüklerin bir kısmını ve demokrasiye tutunan sivil toplum örgütlerini aşındırdıklarını gördük.
Belki de daha kaygı verici olanı, mevcut demokrasilerin sıkıntıları ve Çin'deki hızlı ekonomik büyüme ve küresel kriz esnasında onun ani politik etkileri ile de beslenen, demokrasinin toplumsal anlaşmazlıkları ve lıatta çatışmaları şiddetlendiren ve ekonomik büyümeyi geciktiren hastalıklı bir sistem olduğu yönünde yeni bir ortak görüş yayılıyor olmasıdır.
Öyleyse demokrasi üzerine yürütülecek tartışma her zamankinden de acildir. Bu ilk etapta şaşırtıcıdır. Pek çok yorumcu ve sosyal bilimci, Berlin duvarının çöküşünü takiben dünyanın tüm bölgelerinde demokrasiye doğru nispeten istikrarlı bir geçiş öngördüler, öngörülen gibi olmadı. Neden? Demokrasi gerçekten de toplumdaki sosyal uçunımları derinleştirmek, çatışmayı beslemek ve siyasette felce neden olmakla mı mahkûmdur? Bu ekonomik büyüme için kötü müdür?