| Yazar | : | Prof. Dr. Tarık Z. Tunaya |
| Yayın Tarihi | : | 1964 |
| Dil | : | Türkçe |
| Sayfa Sayısı | : | 125 |
| Ölçü | : | 13,5 x 19,5 cm |
| Yayınevi | : | Baha Matbaası |
| Bahsi Geçen | : | Tarık Zafer Tunaya |
19 Kasım 1963 günü, Atatürk Haftası dolayısı ile Samsun'daydım. Sabahleyin şehri gezerken, Atatürk heykelinin bulunduğu parktan geçiyorduk. Gür ağaçlar altındaki sıralardan birisine, bir genç adam oturdu. Elindeki Milliyet gazetesini açtı ve Atatürk'le ilgili makalemi, galiba sonuncu yazıyı, dikkatle okumaya başladı. Arkadaşlarımla beraber bir an genç okuyucuma baktık. Bu, hayatımda beni çok heyecanlandıran olaylardan biri olmuştu. Bu küçük kitap Milliyet'te, Atatürk'ün 25. Ölüm Yıldönümü dolayısı ile yazmış olduğum makalelerden vücut buldu. O yazıları bir kitap halinde toplamayı düşünmemiştim. Atatürk hakkında bir kitap yazmak bana çok zor görünüyordu, daha sonra böyle bir ödevi başarmayı düşünüyordum. Buna şimdi değil, daha 1938 de, ölümünden bir hafta sonra, O'nu Hukuk Fakültesi üçüncü sınıf talebesi olarak büyük bir kalabalık içinde uzun yolculuğuna uğurlarken, Sarayburnu'na doğru ilerleyen abideleşmiş top arabasının ardında yürürken tasarlamıştım. Sonra, O'nu İzmit'e götüren Yavuz zırhlısını, çok sevdiği Türk halkı olarak, yaşlı gözlerle Adalar açığına doğru uğurladık. O'nu ve eserini, kendimizi incelemeye söz vererek şehre döndüm. Yıllar ve yıllardır Halkevci, öğretici ve Devrim Ocakları üyesi olarak Türk Devrim hareketini çeşitli yönlerden araştırmaya çalıştım. Yazarak, konuşarak, tartışarak... "Milliyet" idarecileri beni bu makaleleri yazmaya çağırdıkları zaman irkildiğimi hatırlıyorum. Ama, bu bir vazifeye davetti. Kabul etmeliydim. Bu yazı dizisi, Büyük Atatürk'ün aramızdan ayrılışının ki kaç yıl sonrasından beri yazdığım, savunduğum fikirlerin ve araştırmalarımın bir sentezi olmuştu. Fakat bir kitap olmanın yoğunluğundan yoksundular. Gazete makaleleri hacmi içinde, meselelerin tümüne değil, bazılarına değinmiştim. Yazılarımın gördüğü ilgiden mahcup olduğumu burada belirtmek isterim. Okuyucularım, bunların mutlaka kitap haline konmasını istediler. Bir baskı karşısında kaldım.