| Yazar | : | |
| Dil | : | Türkçe |
| Sayfa Sayısı | : | 24 |
| Ölçü | : | 20 x 29 cm |
| Yayınevi | : | Devlet Tiyatrosu Aylık Sanat Dergisi Özel Sayı |
| Bahsi Geçen | : | Nurullah Şevket Taşkıran |
Nurullah ile olan arkadaşlığım neredeyse kırk yılın arkadaşlığıdır. Hem de sanat yolunun yolculuğunda geçen bir arkadaşlık.
Öğretmen Nurullah'ı tanıdığım vakit, ikimiz de tüysüz tüssüz birer sanat çömezi idik. Herhalde kendisi de hatırlar, Süleymaniye'de Kuruçeşme'de ve daha birçok yerlerdeki heveskâr toplantılarında, o bazan sesine, bazan flütüne çeki düzen verirdi; ben ise akordu kolay tutmayan kemanımı güya kendime ram etmeye çalışırdım. Hiç unutmam günlerden bir gün (1917, 1918), Kuruçeşme'de şimdi yerinde yeller esen eski bir sahilhanenin geniş sofasında, Ticaret Mektebi Alisi talebe cemiyeti adına bir toplantı yapılacaktı. Programın en mühim kısmını, devrin anlayışına oldukça aykırı düşen garp musikisi eserleri teşkil ediyordu. Programda bu türlü eserlerden başka diğer bir musiki nevi de yoktu. Aradan otuz beş yıl geçtiği halde bugün gibi hatırlıyorum. Nurullah, kardeşi Nimet ile beraber piyanonun başında göründü. Her ikisinin de ince uzun boyu, esmer, narin yüzü, parlak ve samimi bakışları, salonu dolduranların kalbini birden fethediverdi. Nurullah, kardeşi Nimet'le şarkı söyleyecek, sonra kendisi ayrıca flüt de çalacaktı. Nitekim bunların hepsi oldu. Evvela iki kardeşten Schumann'ın düetlerini dinledik; sonra da Nurullah F. Doppler'in flüt için yazdığı Macar Fantezisini çaldı. Salonda sürekli alkış koptu. Bu sırada ne oluduysa bana oldu; çünkü akorduna bile hükmedemediğim kemanımın bu sefer büsbütün nutku tutulmuştu. Ve o gün herkes daha çok Nurullah'ın bıraktığı tesirle sahilhaneden ayrıldılar ve eminim ki hiç kimse Nurullah'ın Türk Devlet Operası önderliğini yapma yolunda uzun bir hazırlığa ayak basmak üzere olduğunun farkına bile varmamıştı.