Ders İle Sohbet Arasında - On Dokuzuncu Asır İstanbul'unda İlim, Kültür veSanat Meclisleri
| Yazar | : | Şemsettin Şeker |
| İsbn | : | 9786058598805 |
| Yayın Tarihi | : | Mayıs, 2013 |
| Dil | : | Türkçe |
| Sayfa Sayısı | : | 547 |
| Ölçü | : | 21,5 x 28 cm |
| Yayınevi | : | Zeytinburnu Belediyesi |
İktidar nerede ise fikir ve sanat adamları da tabii olarak onun çevresinde toplanmışlardır. Toplumlardaki düşünce ve sanat zenginliği, iktidarın ilim ve sanat erbabıyla kurduğu ilişkiyle doğrudan alâkalıdır. Yöneticilerin ilim ve sanat ehliyle ilişkilerinin derecesi, tarih boyunca fikir ve sanat hayatımızın seviyesini belirlemiştir. İktidar gerekli alakayı gösterdiği zaman kendini ve milletini taşıyacak düşünce zenginliği bulabilmiştir. Kanunî Sultan Süleyman devri aynı zamanda âlim Ebussuud Efendi’nin, şair Bâkî’nin ve Mimar Sinan’ın da devridir.
Sanatçılara ve fikir adamlarına, birbirlerini görecekleri ve kendilerini topluma sunabilecekleri yerler hep gerekmiştir. Eskiden beri saraylar, camiler, medreseler, tekkeler, konak ve yalılar; ilim ve sanat hayatının devamlılığını sağlayan yerler arasındadır. Dünyanın değişik ülkelerinde bu faaliyetlere zemin hazırlayan mekânlar olmakla beraber, Osmanlı’da çok daha geniş bir çerçevededir. Avrupa’da ise ilim ve kültür çevrelerini himaye edenler daha dar bir zümredir. Yönetici kesim ile burjuvazinin yanında özel teşebbüs olarak nitelendirebileceğimiz salonlar, kulüpler hep aynı işlevi yerine getirmiştir. Floransa’nm ünlü Medici Ailesi’nin İtalyan sanatı ve Rönesans için yaptığı katkılar bütün dünyaca bilinmektedir.
Bir millet içinde kıymetli adamların çıkmasına o milletlerin kıymet-şinasları vesile olur. Osmanlı’da fikir ve sanat adamlarını destekleyen, teşvik eden çok sayıda yönetici ve aile vardır. Bugün hayret ve hayranlıkla seyrettiğimiz eserlerin arkasında bu teşvik ve himayenin olduğu unutulmamalıdır. Bu destek ve ilginin neticesi olarak konaklar, camiler, medrese ve tekkeler, hatta kahvehâne ve meyhaneler bile tarihimizin Osmanlı devresinde birer kültür merkezi hâline getirilmiştir. Şairler, hattatlar, müzehhipler, müzisyenler, yazarlar, fikir adamları hep bu tarz yerlerde bir araya gelmişlerdir. Toplumumuzun dünü ve bugününü kavrayabilmek, hikâyesini daha derinliğine anlayabilmek için bizce çok önemli bir konudur bu.
Şemsettin Şeker çok titiz bir şekilde hazırladığı bu çalışmasında, on dokuzuncu yüzyılı merkeze alarak OsmanlI’daki ilim ve sanat çevrelerini ayrıntılı bir şekilde ortaya koyuyor. Umarız hak ettiği ilgiyi bulur ve Türkiye’nin bu gün geldiği noktayı anlamamız için hepimize yeni perspektifler kazandırır.
Murat AYDIN
Zeytinburnu Belediye Başkanı