| Yazar | : | Ruşen Çakır |
| İsbn | : | 9753423071 |
| Yayın Tarihi | : | Mart, 2001 |
| Dil | : | Türkçe |
| Sayfa Sayısı | : | 220 |
| Ölçü | : | 13 x 19,5 cm |
| Yayınevi | : | Metis Yayınları |
29 Aralık 1991 tarihli Cumhuriyet gazetesinin manşeti "Batman'da Hizbullah Şoku"ydu. Cumhuriyetin bölgedeki muhabirlerinin haberine göre PKK'nın düzenlediği kepenk indirme ve kontak kapatma eylemi Batman'da Hizbullah adını kullanan kişilerce sabote edilmişti. Bu gruba yakın esnaf dükkân açmış, kepenk indirenlerin işyerlerineyse Molotof kokteyli atılmıştı.
Bir gün sonra aynı gazetenin manşeti "Hizbullah-PKK çatışması" olacaktı. Alt başlıktaysa "İran yanlısı İslamcı Kürt grubuyla PKK arasındaki çatışmalarda son yedi ayda 13 kişi öldü" bilgisi yer alıyordu. "İç Politika Servisi" imzasını taşıyan bu haberi o servis çalışanlarından biri olarak ben yazmıştım. Fakat haber kaynaklarımın "başına iş açarsın" uyarısını dikkate alarak adımı kullanmamıştım. Türk medyasında, bu iki grup arasındaki çatışmanın adının ilk kez konulduğu bu haberde, adının açıklanmasını istemeyen İslamcı bir Kürt, Hizbullah için "3-5 ay direnebilirlerse bölgede önemli bir güç, devlet ve PKK'nın dışında üçüncü bir kamp olabilirler. Bunun için devletin müdahale etmemesi, bu süre içinde PKK'ya güç yetirebilmeleri gerek' demişti.
Bu öngörü kısa süre içinde gerçekleşti: Devlet çatışmaya müdahale etmedi, Hizbullah PKK'ya güç yetirebildi ve kısa süre içinde bölgede üçüncü bir güç oldu.
On yıl sonra Türkiye, PKK'yı az, Hizbullah'ı sık konuşuyor. Önce 17 Ocak 2000'de, örgütün kurucusu ve tek otoritesi Hüseyin Velioğlu'nun ölümüyle sonuçlanan Beykoz operasyonunu konuştuk. Burada Edip Gümüş ve Cemal Tutar'ın, örgütün merkezi arşiviyle birlikte ele geçirilmesi Hizbullah için "sonun başlangıcı" olarak değerlendirildi. Nitekim sonraki bir yıl içinde ülke çapında yapılan seri operasyonlarla örgüte çok ciddi darbeler indirildi.
Fakat bir yıl sonra, büyük ihtimalle Velioğlu'nun intikamını almayı da hedefleyen 24 Ocak 2001'deki Diyarbakır suikastı büyük şok yarattı...