| Yazar | : | Baha Gelenbevi |
| Yayın Tarihi | : | 1945 |
| Dil | : | Türkçe |
| Sayfa Sayısı | : | 48 |
| Ölçü | : | 14 x 20 cm |
| Yayınevi | : | Bozkurt Kitap ve Basımevi |
Gecenin karanlığı ve yumuşak sükûtu şehrin dar sokağına sinmiş, uyuyor ve sabaha kadar uyandırılmayacağını zannediyordu. Ta ilerideki sokak fenerinin sönük ışığı buraya kadar sokulmaktan korkuyormuş gibi, kırık taşların üzerinde parçalanarak dağılıyor ve harap evlerin çıkıntıları arkasında kayboluyordu.
Bir aralık uzaktan uzağa bir ayak sesi işitildi ve bu tok darbeler gittikçe yaklaştı. Sokağa biri girmişti ve karanlığın içerisine doğru ilerliyordu. Gideceği yeri pek bilmiyor gibi idi. Karanlıkta gözünün seçebildiği kadar etrafına bakınıyordu.
Nihayet aradığı yeri bulmuş gibi durdu. Kapıya yaklaştı.
Tokmağını vurdu. Kısa bir zaman sonra kapı aralandı ve arkasından bir kadın hayali sezildi.
İnce bir ses:
- "Sen misin, Mehmet?" diye sordu. "Gel"
Mehmet içeri girdi ve arkasından kapıyı kapadı. Burası loş bir taşlıktı. İlerideki lambanın ışığı uzun gölgelerle yeri aydınlatıyor ve buraya daha geniş bir yer hissi veriyordu.
Kadın misafirinin önüne düşerek onu bir odaya doğru götürürken:
- "Nasıl, evi kolay buldun mu? diye sordu. Delikanlı:
- "Buldum, Kadriye Abla" diye cevap verdi. "Hem de kimseye sormadan.'
- "Patron ne dedi?"
Mehmet alaylı bir sürü cevap verdi:
- "Ne diyecek! Kızdı tabii, bağırdı çağırdı!"
Girecekleri odanın önüne gelmişlerdi. Kadın kapıyı itip içeri girerken:
- "Deli herif!" diye söylendi. "