| Yazar | : | Burçak Evren |
| Yayın Tarihi | : | Eylül, 1997 |
| Dil | : | Türkçe |
| Sayfa Sayısı | : | 197 |
| Ölçü | : | 14 x 19 cm |
| Yayınevi | : | Antrakt Sinema Kitapları |
Türk sineması bitiyor mu, değişiyor mu?
Toplumun her kesiminde esen -ya da estirilmeye çalışılan- değişim rüzgârları Yeşilçam'ın yıllanmış, kimi yerleri iyiden iyiye kurumuş dallarını da gözle görülür derecede değilse de hafiften sallandırmaya, belli belirsiz de olsa yeşertmeye başladı. Her yıl Yeşilçam'ın geleceğini, dallarında tüneyen baykuşlar örneği gerçekçilikle kuşatılmamış içbayıltıcı bir karamsarlıkla çizmeyi kendilerine düstur edinenler kriz sözcüğünü ağızlarında pelesenk yapsalar da kimi şeyler değişiyor, değişmemeye direnenler ise yok olup gitmeye başlıyor. Bugün, bir on yıl öncesinin Yeşilçam'ı ile taban tabana zıt projeler gerçekleşirken, yine bir on yıl öncesinin klasikleşmiş yapılan gecikmiş de olsa bir bir ortadan kalkıyor.
Yeşilçam'da ilk değişim rüzgârları 60'lı yılların başında esmeye başladı. 27 Mayıs'ın aldatıcı özgürlük şemsiyesi altında kimi tabular yıkılmaya başlayınca Yeşilçam da bundan nasibine düşeni almakta gecikmedi. 1960 ile 1965 arası Türk sinemasının başyapıtlarının yeşerme olanağı bulduğu dönemlerin başında gelir. Sansürün eski keskinliğini yitirmesi, toplumdaki değişime zemin hazırlayan taleplerin bildik konuların dışında gerçekleştirilen filmlerle örtüşme olanağı bulması, farklı düşünüp, farklı film çekme eğilimindeki yönetmenlere tasarladıkları projeleri gerçekleştirme olanağını kolaylaştırdı. Bu değişim ağır aksak da olsa 70'li yılların ortalarına dek sürdürüldü. Sinemamız için altın çağ olarak tanımlanacak bu dönemden sonra Yeşilçam belki de tarihinin en büyük kriziyle karşı karşıya kaldı. Televizyonun en yakın komşularımızdan çeyrek asır sonra da olsa gündelik yaşama adım atması, Yeşilçam'ın elinden tek ve en ucuz eğlence olma onurunu alarak sinemaya karşı bir başka seçeneği ortaya çıkarmıştır…