| Yayın Tarihi | : | Aralık, 2002 |
| Dil | : | Türkçe |
| Sayfa Sayısı | : | 282 |
| Ölçü | : | 16,5 x 24 cm |
| Yayınevi | : | Librairie de Péra |
Bir kitap okuyorsunuz. İçindeki bir cümle sizi öyle etkiliyor ki bu cümlenin yazarıyla oturup konuşma k istiyorsunuz. Ama o yazar artık yok... Bir şiir okuyorsunuz, birkaç dize yüreğinize öyle işliyor ki, beyninizde yinelenip duruyor zaman zaman... Ama o şair de artık yok... Bir gün karşılaşıp da "Üstad ne güzel yazmışsın!" diyemeyeceksiniz. Konuşamayacaksınız bu insanlarla. Sonra bir bakıyorsunuz ki bir sahafın tozlu raflarında onun eski bir kitabı... Açıyorsunuz... Birkaç satır görüyorsunuz: Onun el yazısı... Hani tanışmak istediğiniz ama hiçbir zaman tanışamayacağınız o insan var ya! Onun işte... Kendi elleriyle yazmış... Bir dostuna veya karısına...
Belki bir hapishaneden yazmıştır bunu belki gurbet elden. Belki de bir akşam sofrasında iyice neşelenip aşka gelince... Bütün bunları düşünüyorsunuz. Masallarda ormana giden çocuklar geri dönerken yolu bulabilmek için çakıl taşı dökerler ya yol üstüne, bu yazar da çakıl taşı dökmüş sanki yıllar sonraki okuruyla buluşabilmek, tanışabilmek için... Ebediyete karışmış dostlukları ve aşkları görüyorsunuz ve onlara ortak oluyorsunuz. Yetmiş yıl önce imzalanmış bir şiir kitabında şair:
Sevgili karıcığım Muattar;
Bu şiirler sana geceler boyu okunduktan sonra
Gün yüzüne çıktı. Bu kitabı ortak emeğimizin ürünü olarak sana armağan ediyorum
E. Behzat Lav 1931
diyerek imzalamış olabilir. Ya da karısına şöyle imzalayabilir:
14 Temmuz 1950
Sevgili Karıcığıma... Ratip T. Burak
Haluk ORAL