| Yazar | : | Emine Işınsu |
| İsbn | : | 9754371067 |
| Yayın Tarihi | : | 1993 |
| Dil | : | Türkçe |
| Sayfa Sayısı | : | 453 |
| Ölçü | : | 12 x 19,5 cm |
| Yayınevi | : | Ötüken Neşriyat |
"Bismillahirrahmanirrahim! Hayırdır inşallah" salona giren Hikmet, şaşkınlık içinde, mırıldandı, sevgili küçük kardeşi, yaldızlı boy aynasının önünde, kirpiklerini boyuyordu... Bir de garip elbise giymişti, tıpkı Avrupalılarınki gibi sade fakat oldukça kısa, basenden pilili, altın sarısı, ipek. Boynu ve kolları açıktaydı. Bacaklarında pırıltılı ipek çoraplar vardı. Aynanın beyaz mermer altlığından üzerinde, sarı tüylü, sarı çiçekli, beyaz, bir alın bantı duruyordu!..
Nazan, onun "Bismillah"ını işitmişti, aynanın içinden gülerek ablasını çağırdı:
--Gelin bakın, bir meselem var!..
Hikmet yaklaştı, Nazan onun elinden tutup, adeta aynanın içine sürükledi:
--Bakın gözlerime bakın, birde saçlarıma, iyice bakın, ne görüyorsunuz Hikmet abla?
--Ne oluyor Nazan?
_Bakın, saçlarımla gözlerim aynı renk, gayrı kabil-i tahammül derecede aynı renk, hele bu elbisenin sarısı ile! Üçünün böylesi intibakı, görüyorsunuz ya, felaket!..
--Nasıl felaket, baştan aşağıya, tıpkı bir altın damlasına benzemişsin!
Nazan gülüverdi; kahkahasında, seher vakti bülbülleri ötüştü.
--Biraz tombul bir damla! Ha ne dersiniz? Neyse, işte bu yüzden kirpiklerimi koyu koyu siyah boyadım, fakat ne yazık geç kaldım!
--Nereye geç kaldın?
--Aa evet, bilmiyorsunuz değil mi; Bedroş'la beraber, Lebon'daydık bugün, yüzbaşı Douglas da vardı, daha doğrusu o götürdü bizi. Bu elbise Bedroş'un, ne kadar asri, ne kadar Avrupai, değil mi?.. Ben artık...
--Sen ne demek istiyorsun?..
Diyordu Hikmet, yanı başındaki, oymaları altın yaldız, kırmızı kadife kanepenin üstüne çöküvermişti, sağ eli farkında olmaksızın çarşaf pelerininin üst düğmelerine gitti, boğulacak gibiydi, bir iki düğme çözdü...