| Yazar | : | Emin Karaca |
| İsbn | : | 9754054568 |
| Yayın Tarihi | : | Mart, 1994 |
| Dil | : | Türkçe |
| Sayfa Sayısı | : | 286 |
| Ölçü | : | 13,5 x 19,5 cm |
| Yayınevi | : | Altın Kitaplar Yayınevi |
1960'lı yılların başıydı. Hızla politize olmaya başlayan ülkede "dünyadan haberi olma"nın kriterlerinden biri de, bir fikri olan ve bunu yürekten savunabilen yazarların yazdığı gazeteleri okumaktı. Cumhuriyet'te bir "Pencere" açılmıştı, Milliyet'te yanlışlıklara, eksikliklere ve çarpıklıklara "Taş" atılıyordu. Türkiye'nin ilerlemesi ve kalkınması yolunda bir "Yön" öneriliyordu.
Bu okuma dünyası içinde şekillenmeye başlayan ilk yetişme yıllarımda, bir gün bile okumayı ihmal etmediğim gazetelerin başta geleniydi "Cumhuriyet". Babıali'ye girdikten sonra da hakkında pek çok anekdot dinleyeceğim, lehinde ve aleyhinde pek çok şey okuyacağım bir gazeteydi. 12 Mart 1971 Darbe'sinin karışıklığında; tüm okuyucularının ve Babıali'nin gözü önünde olup biten, damatların gazete içindeki "sağcı darbesi"nden sonra, "Cumhuriyet" benim için ne yapıp edip, sıfır saatinden başlayarak ele alıp tüm ayrıntısıyla inceleyeceğim bir nesne olup çıkmıştı.
Osmanlı atasözü "hafıza-ı beşer nisyan ile maluldür"ün (insan belleği unutmasıyla illetlidir) çok geçerli olduğu toprakların üzerinde yaşıyoruz. Bir "Cumhuriyetçi"lerin bize sundukları ve kabul ettirmeye çalıştıkları "kimlik"teki Cumhuriyet'i okuyordum; bir de zaman zaman kütüphanelere girip, 7 Mayıs 1924'ten sonraki yılların, 20'lerin, 30'ların, 40'ların ve 50'lerin "Cumhuriyet"ini karıştırıyordum. "Cumhuriyet"in dününün hiç de bize sunulduğu gibi olmadığı ortaya çıkıyordu.
"Cumhuriyet"in son otuz iki yıldır büründüğü "kimlik" o kadar koşullandırmış ki tiryakilerini... Şuna değinmeden de geçmemeli: Okuduğunuzda da göreceğiniz gibi, 12 Temmuz 1951 tarihli gazetenin birinci sayfasında yer alan Nazım Hikmet'le ilgili haberi okudum yakın çevreme. Haberin başlığı "Nihayet Resmi de Geldi" idi. Sovyetler Birliği'ne kaçan "vatan haini" şaire öfkelenen "Cumhuriyet," haberinde sonuç olarak Nazım Hikmet'in resmini "milletin doya doya yüzüne tükürmesi için" bastığını söylüyordu. Gazete son otuz iki yıldır sahiplendiği "kimlik"ini okuyucularının gözünde o denli pekiştirmişti ki; beni dinleyen yakın çevremin ilk tepkisi...