| Yazar | : | Prof. Dr. Metin Sözen |
| İsbn | : | 9754580782 |
| Yayın Tarihi | : | Haziran, 1996 |
| Dil | : | Türkçe |
| Sayfa Sayısı | : | 102 |
| Ölçü | : | 13,5 x 19,5 cm |
| Yayınevi | : | T.İş Bankası Kültür Yayınları |
Cumhuriyet Dönemi Türk Mimarlığı konusunda yoğun araştırmalar yapılmamıştır. Ancak, son yıllarda değişik açılardan yapılan araştırmalar çoğalmakta, genel bir yargıya ulaşabilme olanağı doğmaktadır. Bu dönemin anlaşılabilmesi için, başta Son Osmanlı Dönemi Mimarlığı'nın yeterince bilinmesi gerekir. Oysa düne kadar araştırmalar, daha çok Mimar Sinan döneminin sonuna kadar uzanmakta, günümüzle bağ kurabilme olanağı veren dönemler, yüzeysel biçimde ele alınmaktaydı. Bu, ister istemez derinlemesine araştırmaları zorlaştırmakta, günümüzün anlaşılmasını geciktirmektedir. Gecikmenin getirdiği önemli bir boşluk da, eserlerin hızla yıkılması, onları üretmiş kişilerin aramızdan ayrılmasıdır. Bunlara, kentlerimizin bilinçsizce biçim değiştirmesi, genel arşivlerimizin yetersiz, özel arşivlerin dağılması da eklenince, yoğun ve hızlı araştırma yapmanın kaçınılmazlığı ortaya çıkmaktadır. Tüm bu olumsuz koşullara karşın, Cumhuriyet Dönemi Türk Mimarlığı ele alındığı zaman, toplumumuzun geçirdiği aşamaların mimarlık ortamımıza benzer biçimde yansıdığı görülmektedir. Doğal olarak, mimarlık bir anlamda geçirdiğimiz toplumsal, ekonomik, siyasal ve kültürel gelişmelerin göstergesidir. Yeterince açıklanabilmesi de, sayılan etkenlerin bilinmesiyle mümkündür.
Bu dönem mimarlığı gözden geçirildiğinde, sorunların büyük bir bölümünün, Osmanlı toplumunun batılılaşma sürecine girdiği yıllara kadar uzandığı görülür. İmparatorluğun yükseliş döneminde, mimarlık eylemlerine arkasındaki Hassa Mimarlar Ocağı ile birlikte damgasını vuran Mimar Sinan'ın etkilerinin azalmasıyla, Osmanlı toplumunun -başta askerlik alanında olmak üzere- değişik kurumlarındaki yenileşme is-tekleri, mimarlık alanında da kendisini göstermiştir. 1699 yılında imzalanan Karlofça Antlaşması, siyasal açıdan büyük bir imparatorluğun gerilemeye başladığının kanıtı olduğu kadar, yeni ilişkiler düzeninin de başlangıcı olmuştur. Artık bu tarihten sonra batı uygarlığının etkileri, başta saray çevresinde olmak üzere, toplumun değişik kesimlerinde gittikçe yoğunluğunu artırarak varlığını duyurmaya başlayacaktır.