| Yazar | : | Ferit Öngören |
| Yayın Tarihi | : | 2000 |
| Dil | : | Türkçe+İngilizce |
| Sayfa Sayısı | : | 110 |
| Ölçü | : | 24 x 32 cm |
| Yayınevi | : | Schneidertempel Sanat Merkezi |
Ferit Öngören otuz yıldır İstanbul'u çiziyor. Daha doğrusu çizdi bitirdi bile. Adım adım, kıyı kıyı yüzlerce çizim gerçekleştirdi. Her biri 35X50 cm ebadında, üç yüzü aşkın sayfa doldurdu. Sonunda bunların yirmi altısını "Corne d'Or – Çizgilerle Haliç'te Gezinti' adı altında bir araya getirdi. Diğerleri yeni sergiler ve yeni kitaplar için sıralarını bekliyor.
Ferit Öngören'in Haliç'i Sarayburnu'ndan başlıyor, Eminönü, Ayvansaray, Sütlüce derken Haliç'in kuzey kıyısına kıvrılıyor, Salıpazarı'nda nihayetleniyor.
Neler yok ki bu çizimlerde... Aşina olduğumuz yapılar, seksenli yıllarda yıkılıp gitmiş binalar, dolmuşlar, otobüsler, gemiler, sandallar... ve insanlar! Bir dolu çizim yumağı bu. İddiası doğru; çizgiyle mizah yapmıyor Öngören, mizah onun çizgisinin içinde, ta derinlerde.
Karaköy Meydanı'nda dolmuş kovalayan yolcunun duruşu, Perşembe Pazarı'nda çay molası veren emekçinin yorgunluğu, Sütlüce'de bir tarafta celepler-kasaplar, hemen altlarında çilingir sofrasının başında demlenenler, Balat'ın rengârenk ahalisi, Eyüp'te dualarının kabulünü dileyen yetmişlerin tipik başörtülü kadını... Seyyar satıcılar, semtin balıkçısı, yoğurtçusu, simitçisi, karpuzcusu, fotografçısı... Her çizim onlarca öykü barındırıyor içinde. Kıyı kıyı izlemiş, notlar tutmuş, sonra da sabırla kâğıda dökmüş gözlemlerini Öngören. Hiç acele etmemiş. O kadar ki, sonunda çizimler bir "belge' niteliğine bile bürünmüş. Neredeyse yakın bir geçmişte var olduklarını unuttuğumuz hal binası, yağ iskelesi, eski Galata Köprüsü'yle, çeşitli imalathaneleri ve daha henüz tarihe karışmayan Tersane'siyle dolu bir Haliç onunkisi...
"Dolu olmasına dolu ama huzur veriyor' diye tanımlıyor sanatçı çizimlerini. Gerçekten de ince, sıradışı bir çizgisi var Ferit Öngören'in; Süssüz, taramasız, net ve kararlı bir çizgi. İnceli kalınlı lekeler yok, gölge oyunları yok... Gözüne ilişen, kendisine ilginç gelen her görüntüyü kaydetmiş. Hepsi gerçek. Eminönü Meydanı'ndaki boyacı sandıklarının aksine... Ama boyacının boş sandığı, benzer bir yığın hoşlukla birlikte yerini buluyor çizimlerde. İstanbul'u dolduran, biraz da bu tür hoş boşluklar değil mi sanki?