| Yazar | : | Dinçer Efetürk |
| İsbn | : | 9786054650378 |
| Yayın Tarihi | : | Temmuz, 2014 |
| Dil | : | Türkçe |
| Sayfa Sayısı | : | 260 |
| Ölçü | : | 13,5 x 19,5 cm |
| Yayınevi | : | Scala Yayıncılık |
Şairlerin;
"Bu şehr-Stanbul ki bi-misl-ü behadır, bir sengine yekpare Acem mülkü fedadır",
"Sana bir tepeden baktım aziz İstanbul, görmediğim, gezmediğim, sevmediğim hiçbir yer, ömrüm oldukça gönül tahtına keyfince kurul, sade bir semtini sevmek bile bir ömre değer."
"İstanbul' u dinliyorum gözlerim kapalı, serin serin Kapalıçarşı, cıvıl eıvıl Mahmutpaşa, güvercin dolu avlular, çekiç sesleri geliyor doklardan, güzelim bahar rüzgarında ter kokuları, İstanbul'u dinliyorum gözlerim kapalı." dediği, yani kimi şairin, İstanbul şehrinin pahası ölçülemez, bir taşına bütün İran fedadır dediği, ama kiminin de "dokuz kocadan arta kalmış aşüfte" diye ifade ettiği, kiminin süründüğü, kiminin köşeyi döndüğü, kiminin sevdalandığı, kiminin nefret ettiği, kiminin uğruna öldüğü, kiminin uğruna öldürüldüğü, sanatçılara, edebiyatçılara ilham veren, taşının toprağının altın olduğu söylenen, kimi için ibadethane, kimi için meyhane ve kerhane, bilmecelerde; eski ismi Asitane "eşik, dergah, başşehir" olan İstanbul, herkese göre değişik bir anlam taşır. Kimi "tek dişi kalmış bir orospu" kimi "ilkbaharında bir genç kız" gibi görür onu. Yani, İstanbul; herkesin meşrebine göre farklı bir yerdir. İstanbul; camileri, kiliseleri, havraları ile bir ibadethane, meyhaneleri, kerhaneleri ile bir batakhanedir.
Sorarım size, liman şehri olup da meyhanesi, kerhanesi, batakhanesi olmayan bir şehir var mıdır? Hamburg, Pire, Marsilya aklınıza hangi liman şehri gelirse, İstanbul'dan daha mı az günahkardır?