| Yazar | : | Önder Kaya |
| İsbn | : | 9786051141565 |
| Yayın Tarihi | : | Nisan, 2010 |
| Dil | : | Türkçe |
| Sayfa Sayısı | : | 367 |
| Ölçü | : | 13,5 x 21 cm |
| Yayınevi | : | Timaş Yayınları |
İstanbul, tarih boyunca seyahatnamelere, romanlara, öykülere, araştırmalara konu olmuş, dünya üzerindeki en etkileyici kentlerden biri. Hakkında yazılanlar dev bir kütüphaneyi dolduracak kadar fazla. İstanbul Kitaplığı ya da İstanbul Araştırmaları Enstitüsü misali, şehre adanan kütüphaneler de bu durumun açık ispatı.
Şehir, eski devirlerden bu yana sürekli bir cazibe merkezi olmuş ve çevresindeki topluluklarca arzulanmıştır. Çevre uygarlıklar bu gözde mekâna gayet görkemli isimler vermişlerdir. Bulgarlar "Çarigrad" yani çarın şehri, Araplar ise "el-Mahrusa" yani gözetilen, korunan kent unvanını yakıştırırken, şehre sahip olanlar da ellerindeki cevherin farkında olduklarını yine kullandıkları başka sıfatlarla göstermişlerdir. İmparator Konstantin, temellerini attığı kente "Nea Roma" yani Yeni Roma diyerek İlkçağ dünyasının en görkemli kentinin veliahdı olan bir yerleşimde hüküm sürdüğünü ilan eder. Bir diğer Doğu Roma imparatoru olan ve devlete altın çağını yaşatan Justinyanus ise şehri "Ebedi kent" olarak nitelendirir. Osmanlılar da payitahtlarına "Dersaadet" yani mutluluk kapısı demeyi tercih ederler.
İstanbul, tüm bu unvanları fazlasıyla hak eder. Zira kent, Megaralılarca temellerinin atıldığı ilk anlardan itibaren kilit konumunu muhafaza etmeyi bilmiş ve bir metropol olma özelliğini korumuştur. Pers-Yunan savaşlarında ve sonrasında Yunan sitelerinin kendi aralarındaki Peleponnes savaşlarında rol almış, Roma devrinde çıkan iç isyanlarda taraf olmuş, hatta bu isyanların birinde muhalefet ettiği Septimius Severus tarafından büyük zarara uğratılmıştır. Ancak gerek bu hükümdar, gerek sonraki Roma imparatorları kentten vazgeçememişler ve bunun neticesinde Büyük Konstantin, şehri Roma imparatorluğunun merkezi yapmıştır…