| Yazar | : | Joseph Von Hammer |
| Yayın Tarihi | : | 2010 |
| Dil | : | Türkçe |
| Sayfa Sayısı | : | 376 |
| Ölçü | : | 18 x 27 cm |
| Yayınevi | : | Milliyet |
Okuyucularımdan bir kısmı, bu tarihin Kaynarca'da sona ermiş elmasından hayret duyabilirler; fakat Edirne barış anlaşmasına kadar değilse de en az Sistova veya Yaş anlaşmasına kadar. Yunan isyanına ve yeniçerilerin ortadan kaldırılmasına kadar devanı ettirilemediği takdirde, hiç değilse, Osmanlı İmparatorluğu'na yeni müesseselerin dahil edilmesine kadar niçin devam ettirilmediği sorulduğunda, bu tarihin yazılmasını otuz yıl engelleyen ve bugün onu otuz yıl öteye yani kendi sinin de yer aldığı Mısır seferine kadar devam ettirmesine mani olan sebebin aynı olduğu cevabını vereceğiz. Aynı sebep onu kalemi eline almakta çok geciktirdiği gibi, vaktinden önce de elinden bıraktırmıştır. Bu sebep, müellife gerekli vesikalar bütününün tam olmak bakımından eksikliğidir. Burada bahis konusu olan özellikle millî kaynaklar, mehazlardır. Yazar, evvelce, o zamana kadar Avrupa'da yaygın bulunan Osmanlı tarihi üzerindeki kısıtlı biyografik bilgiler çevresini genişletmeğe ve kendisinden önce bu konuda sahip bulunan ikiyiz kaynağa yirmi aslı kaynak eklediyse de; zaman harcayarak ve masrafa girerek bizde hala benzerleri bulunmayan vesikalar sağlamakta başarı gösterdiyse de her posta gelişinde yenilenen teşebbüsleri Osmanlı müverrihlerimin tuttukları salnamelerde (yıllık) mevcut bulunduğuna ısrarla inandığı ve tarihini 1. Abdülhamid'in saltanat dönemiyle ikinci Mahmud'un saltanat dönemi arasındaki fasıla bakımından devam ettirecek vesikaları ele geçirmek yolunda aynı başarılı sonucu getirmedi. Ele geçirmeği başardığı bu vesikalardan bazıları, ancak, onu, kendisinde eksik bulunan üzerinde daha hassas davranmağa ve geçmişi, sonradan gelişen olaylarla kıyasladığında, daha canlı bir ışık altında göstermeğe yaradı.
Daha önce birçok aslına tam uygun veya aslın kendisi kaynaktan beslenmiş yetmiş iki kitabı gözönünde tutunca, bu tarihin devam ettirilmesi, bu bakımdan son derece kusurlu ve bunun' içinde faydasız göründü. Böyle olunca, mahiyetleri bakımından ve meydana getirilişleri gereği zorunlu bir şekilde pek az tamam ve bilhassa pek az tarafsız kitap üzerine kitap yazmaktansa, bu teşebbüsten vazgeçmek daha yerindeydi…