| Yazar | : | Haldun Hürel |
| İsbn | : | 9944986461 |
| Yayın Tarihi | : | Ocak, 2007 |
| Dil | : | Türkçe |
| Sayfa Sayısı | : | 616 |
| Ölçü | : | 13,5 x 21 cm |
| Yayınevi | : | Dharma Yayınları |
İstanbul'a sevdalı bir araştırmacı olarak, tüm tarihsel gelişimiyle, içinde beslediği büyük uygarlıklarla, bunlara ait sayısız sanat eserleriyle, insanın ruhuna zenginlikler katan inanılmaz anılarıyla, şaşırtıcı efsaneleri ve öyküleriyle gözler önüne sermeye çalıştığım eşsiz ve "kıskanılası" kentimizi, daha önce Dharma Yayınları'ndan çıkan İstanbul'u Geziyorum Gözlerim Açık kitabımda, olabildiğince geniş kapsamlı bir şekilde sizlere anlatmıştım.
Ama o satırları yazarken sıkça vurguladığım bir şey vardı. O da, İstanbul'u "tümüyle ve her yönüyle" anlatabilmenin asla mümkün olamayacağıydı. İşte böylece, önceki kitabıma sığdıramadığım birçok eserin öyküsünü, kentimizin zaman içinde muazzam şekilde değişime uğrayan tarihsel topoğrafyası hakkındaki ilginç anıları ve bilgileri okuyup, geçmiş dönemlere ve günümüzün dev kentine, "benim İstanbulum"a ait irili ufaklı çeşitli konulardaki "naçizane" görüşlerimi de belirttiğim bu satırlarda yol alırken, eşsiz ve efsanevi İstanbul'un tarihine tanıklık eden ve hepimizin sahip çıkması gereken irili ufaklı sayısız eser hakkında, kültür başkentimizin tarihsel ve kültürel geleceğiyle ilgili olarak, bir kez daha oturup düşünme gereği duyacağız hep birlikte...
Bunun için daha rahat okuyabilmeniz amacıyla, Burası İstanbul'u iki kısma ayırdım ve ilk kitabımda olduğu gibi yine çizdiğim resimlerle süsledim. Krokileri de, sinemacı ve reklamcı kardeşim Gül hazırladı sizler için.
Birinci kısımda özetle, muhteşem İstanbul'un "iki minareli 21 cami"siyle, çok ilginç şekilde yine aynı sayıdaki "kilise-camiler"ini, kıyılarını, yamaçlarını, tepelerini, eski bostanlarını, unutulup gitmiş tarihi mahallelerini, buralardaki fiziksel kent değişimlerini, yitirdiğimiz sayısız eserlerini, çoğunun isimlerinin anlamlarını bilmediğimiz caddelerini, bu kente gönül vererek yaşamış bazı gayrimüslimlerini, eskisiyle yenisiyle Galata'nın, Pera'nın, Üsküdar'ın, Fatih'in "tarih kokulu" sokaklarını, Boğaziçi'nin otantik mahallelerini, kirletilmiş sur diplerini, temizlik sorunlarını, belediyesinin öykülerini, denizlerini, kayıklarını, anıtsal ağaçlarını, Sulukule'sini, Langa bostanlarının altından çıkan "Bizans gemileri"ni, mahzun suratlı eski çeşmelerini...