| Yazar | : | Karanov, Macarov, Naçov |
| İsbn | : | 9789751624130 |
| Yayın Tarihi | : | 2011 |
| Dil | : | Türkçe |
| Sayfa Sayısı | : | 134 |
| Ölçü | : | 15 x 21 cm |
| Yayınevi | : | Türk Tarih Kurumu |
Haziran 2009'da, Bulgaristan'dan Türkiye'ye yaşanan zorunlu göçün 20. yılı anmaları kapsamında Bursa'da düzenlenen etkinliklere katılan Bulgaristan Cumhuriyeti'nin demokratik yolla seçilen ilk cumhurbaşkanı Dr. Jelyo Jelev ile içten sohbetimiz sırasında, değerli filozof ve devlet adamı, İstanbul'da bir toplantıda söylediği "Aslında bu kent Bulgarlara Türklerden daha çok başkentlik etmiştir" sözlerinin önce şaşkınlık yarattığını, ancak Bulgarların Osmanlı'dan önce yaklaşık 200 yıl kadar Bizans egemenliğinde de kaldığını anımsatınca kendisine hak verildiğini anlattı.
Gerçekten de Bizans Konstantinopolis'i ve Osmanlı İstanbul'u Bulgar devlet, toplumsal, ticaret, politika, kültür ve eğitim tarihinde olağanüstü önemli ve belirleyici rol oynar. Dolayısıyla bu eşsiz kentle ilgili özellikle 19. yüzyıl Bulgar yazar ve gezginlerin eserlerinde değerli tanıklıkların karşımıza çıkmasının son derece doğal bir sonuç olarak algılanması gerekir.
Osmanlı tarihi açısından başat önem arz eden Bulgar kaynaklarının-gerçi bu değerlendirmemiz Sırpça, Hırvatça, Slovence belgeler için de aynı ölçüde geçerli- ülkemizde yeterince bilinmediği ve tanınmadığını büyük bir eksiklik görerek, bu boşluğu Bulgar Gözüyle Anadolu ve Rumeli Tanıklıkları tasarımızla olabildiğince gidermeyi umut etmekteyiz. Her ne kadar İlber Ortaylı, sözünü ettiğimiz boşluğun "karşılıklı arşiv tetkiklerinin zorluğu ve filolojik noksanlıktan" kaynaklandığını ileri sürse de, bunun 1989 öncesi dönem için belki geçerli bir neden sayılabileceğini, ancak günümüzün elverişli politik konjonktüründe ve iletişim koşullarının gelişmişliğinde kesinlikle bir gerekçe olamayacağını düşünmekteyiz.
Bu bağlamda, ilgili bilim alanlarında görevli akademisyen ve öğrenciler başta olmak üzere, sayıları her gün artan Balkan göçmen dernekleri yöneticileri ve üyelerine, kısaca gerekli dil yetkinliğine sahip herkese söz konusu kaynakların Türkçeye aktarılması ve Türk bilim adamları ve araştırmacıların hizmetine sunulması için önemli görev ve sorumluluklar düştüğü kanısındayız.