| Yazar | : | Ester Almelek |
| İsbn | : | 9789751029102 |
| Yayın Tarihi | : | 2009 |
| Dil | : | Türkçe |
| Sayfa Sayısı | : | 142 |
| Ölçü | : | 13,5 x 21,5 cm |
| Yayınevi | : | İnkılâp Kitabevi |
Ester Almelek'in yazıları beni yıllar öncesine götürdü. İstanbul'un, Paris'in, Venedik'in, Viyana'nın geçen yüzyılın ortalarındaki gizemli havasını yeniden içime doldurdum. Ester Almelek, bu kentlerin zengin tarihinin kalıntılarını şimdiki kuşaklara ince bir duygusallıkla anlatmaya çalışmış. Kentlerin iz bırakan yanlarını romantik bir ressam gözüyle kâğıda dökmüş. Anlattıklarından etkileniyorsunuz.
İstanbul'un o kültür zenginliğinin, çok sesliliğin, hoşgörünün, birlikte yaşamanın özlemini duyuyorsunuz. Nerede o eski Beyoğlu Caddesi, tiyatrolar, sinema cenneti, Tokatlıyan'daki düğünler, Park Otel'deki okul çayları, Notre Dame Sion'lu kızlar, Rus lokantaları, Hıristakiler, Novotniler, Kristal Gazinosu, Belvü Bahçesi, İstanbul yazlıkları, Göztepe, Suadiye, Büyükada, Şirket-i Hayriye vapurları, kahveler, İstanbul'a damgasını vuran sanatçılar ve yazarlar. O semtlerin yalnız adları kaldı. Anılarımızdaki yerleri gökdelenler ve gökkafesleri kapladı.
O yerleri ve orada yaşamış olanları ancak eski sararmış, siyah beyaz fotoğraflarda görebiliyoruz. O güzel insanlar bu çirkinlikleri görmeden teker teker bu dünyadan göç etti. Şimdi kökleri İstanbul'a dayanmayan ve İstanbul'un tadını bilmeyen insanlar yaşıyor oralarda. İyi ki eski İstanbul o çirkinlikleri görmeden yok oldu gitti.
Bir de o yılların Paris'ine, Venedik'ine, Viyana'sına bakıyorsunuz. Onlar pek değişmeden yaşamlarını sürdürüyorlar. Biz neden bütün zenginliğimizi yitirdik acaba? Ester Almelek'in yazılarında hüzünlü bir özlem var.