| Yazar | : | Nermin Vahid |
| İsbn | : | 9789751413031 |
| Yayın Tarihi | : | Ekim, 2008 |
| Dil | : | Türkçe |
| Sayfa Sayısı | : | 127 |
| Ölçü | : | 13,5 x 19,5 cm |
| Yayınevi | : | Remzi Kitabevi |
Ramazanın ilk günü bugün. Her sene olduğu gibi bu sene de oruç tutuyorum. Bu kutsal aya sonsuz hürmetim var.
Bu akşam yalnızım Nişantaşı'ndaki dairemde. Masamı pencere önüne ittim. Evlerine veya ebeveynlerine gitmek ve iftar vaktini kaçırmamak için acele eden insanları görüyorum.
Masama beyaz, işlemeli, kolalı bir örtü serdim; iki çeşit zeytin, peynir, tereyağı, reçel ve sucuk dilimleriyle dolu küçük kristal tabaklar yerleştirdim. Semaverin altını yaktım. Üstündeki çaydanlığın içinde çayım demleniyor.
Saat dört buçuk olmuş. Birkaç dakika sonra kuvvetli bir top sesiyle iftar açılacak. Radyodan ezan sesleri yükselmeye başladı bile. Duamı ettim ve top sesinden hemen sonra ilk lokmamı ağzıma atarak iftarımı açtım. Kestiğim pide dilimlerini elektrikli ısıtıcının üstüne yerleştirdim.
Ve hasretle eski Ramazanlarımızı yâd ediyorum...
Pederim Memduh Paşa'nın yalısı Boğaziçi'nin Avrupa yakasında, Kuruçeşme'deydi.
Yalının girişi, haremliği selamlığa bağlıyordu. Her yıl, otuz gün boyunca öğleden sonra başlayıp iftar vaktine kadar bir hafız o güzel sesiyle Kuran'dan sureler okuyup hatim indirirdi.
Haremliğin ve selamlığın özel odalarında, üst ve alt katta iki masa kurulurdu. Üstte hanımefendiler, altta zemin katta ise bu hanımlara refakat eden yaşlı kalfalarla birlikte çatkapı çıkıp gelen komşular yer alırdı. Aynı şekilde, üst kattaki selamlıkta beyefendilere hizmet edilirdi. Onların hizmetçileri de davetsiz misafirlerle birlikte alt kattaydı. Soru sorulmazdı, çünkü Tanrı misafiriydi onlar...
Ve bizler, dualarımıza ve iftarımıza şeref verecek Sultan'ın ani ziyareti için her an hazırlıklıydık.
İftar sofralarında neler yoktu ki...