| Yazar | : | Aydın Çubukçu |
| İsbn | : | 9757837199 |
| Yayın Tarihi | : | Kasım, 1993 |
| Dil | : | Türkçe |
| Sayfa Sayısı | : | 288 |
| Ölçü | : | 13,5 x 19,5 cm |
| Yayınevi | : | Evrensel Basım Yayın |
Hegel, "tarihten öğrendiğimiz tek şey, insanların ondan hiçbir şey öğrenmediğidir" diyordu. Bu, Mehmet Akif'in, "Tarih için, tekerrürden ibarettir derler; eğer ibret alınsaydı, tekerrür eder miydi hiç?" sözlerini hatırlatır. Mehmet Akif'in, Hegel'in sözünü duyduğunu düşünmek için bir neden yok. Her iki özdeyişin benzeşmelerinin kaynağında, tarihi, "kötü olayların tekrarlanmaması için" kendisinden ders alınacak bir belgeler yığını olarak gören idealizm vardır; tarihin, ibretle baktıklarında geçmişi öğrenip yanlıştan kurtulabilecek yöneticiler eliyle yapıldığını düşünen idealizm.
"Tarihi yapan ve yazan" ikiliği, işbölümünün belki de en politik sonuçlarından birisidir: Her şeyden önce, "yapan" nitelemesinin içeriği, egemen sınıf ideolojisiyle doldurulmuştur ve "yazan" da, çoğu kez gene aynı işbölümü ilişkisi nedeniyle, bir memuru tanımlar. Pek çok aydının, bir gerçekçilik dersi gibi belleyip her fırsatta andıkları, Atatürk'ün ünlü özdeyişinde olduğu gibi: "Tarih yazmak, tarih yapmak kadar önemlidir. Yazan, yapana bağlı kalmazsa, değişmeyen gerçek insanlığı şaşırtıcı bir nitelik kazanır."
Kendisinin, "tarih yapan şahsiyet" olduğu konusunda kimsenin kuşkusu bulunamayacağı varsayımından yola çıkan bu emrin muhatabı olan "yazıcı", bugün, gündelik dilde bile geniş bir kullanım alanı bulan deyimle, "resmi tarihçi"dir. Resmi Tarihçi'nin başlıca görevi, olup bitenlerin başlıca etkeninin, kendisine bu görevi resmen veren kişi ya da kurum olduğunu kanıtlamaktan ibarettir. Fakat günümüzde, "resmi tarih yazarlığı" , yalnızca devletten maaş alanların etiketi değildir. Artık, genel olarak kapitalist sistemi savunan ve bu sistemin kalıcı, değiştirilemez, ya da tarihin son çağı olduğunu göstermeye yönelik "bağımsız" yazıcılığı da bu biçimde adlandırmak gerekiyor. Eninde sonunda, insan toplumunun ulaşabileceği son noktanın, sermayenin egemenliği altında kalmak olduğu düşüncesine kanıt hazırlamaktan öteye geçemeyen her türden yazıcılığın "resmi" bir karakteri vardır...