| Yazar | : | Donald M. Nicol |
| İsbn | : | 9758362054 |
| Yayın Tarihi | : | Haziran, 2000 |
| Dil | : | Türkçe |
| Sayfa Sayısı | : | 462 |
| Ölçü | : | 15,5 x 23 cm |
| Yayınevi | : | Sabancı Üniversitesi |
Ortaçağ başlarının en varlıklı ve en masalsı iki Hıristiyan kenti olan Konstantinopolis ve Venedik, Ege ve Adriyatik denizleri tarafından birçok deniz miliyle birbirinden ayrılmıştı. Birinden diğerine deniz yoluyla ulaşım altı ila sekiz hafta alıyordu. Gene de, bu iki kent uzun bir gelenekle, karşılıklı savunma gereksinimleriyle, ticaretle ve kültürle birbirine bağlanmıştı. Bizans ya da Doğu Roma İmparatorluğu'nun bir vilayeti olarak doğdu Venedik; imparatorluğun başkenti Konstantinopolis'e ya da Yeni Roma'ya uzak bir taşra kentinin bağlarıyla bağlıydı. Büyüdükçe bu imparatorluğun müttefikine dönüştü, ergenlik çağında ortağı oldu, olgunluk çağındaysa Bizans dünyasının çözülmekte olan yapısı içinde geniş sömürgelerin sahibi olarak belirdi.
Kuramsal olarak, Bizans ve Venedik, uzak olmakla birlikte iki dost ülkeydi. Aralarındaki ilişki beşinci yüzyıla kadar uzanır Uygulamada ise, çoğu kez uyuşmazlık halindeydiler. Dilleri, sahip oldukları Hıristiyan inancının biçimleri ve her şeyden çok da siyasetleri farklıydı. Antik Roma geleneğinin mirasçısı Bizans, evrensel imperium düşüncesinden asla vazgeçmedi. Venedik ise, daha az talepkâr, daha kurnaz ve daha gerçekçiydi. Venedik, kendisine göz dikmiş durumdaki Bizans'tan daha yakın ve daha tehditkâr batı krallıkları ve imparatorlukları tarafından kuşatılmış durumdaydı. Venedikliler deniz kıyısında yaşıyor ve deniz ticaretiyle geçiniyorlardı. Bizanslılar ise karayı tercih etmişlerdi. Gerçi bir imparatorluk donanmasına sahiptiler ama büyük bir ticaret filoları yoktu. Bizans'ın yönetici sınıfları, ticareti asaletlerine yakıştıramıyorlardı. Konstantinopolis Avrupa ile Asya'nın buluştuğu noktada, dünyanın merkezinde bulunduğundan, dünya ticaretinin kendi ayaklarına gelmesini bekliyorlardı. Hiçbir zaman kapitalizmin ve piyasa ekonomisinin karmaşıklıklarında ustalaşmadılar. Venedikliler hem doğaları gereği, hem de zorunluluklar sonucu tüccardılar. Bizans'ın refahı, Venedik tüccarlarını mıknatıs gibi çekiyordu. Debdebe ve şaşaaya, merasimlere ve ihtişamlı giysilere yaradılıştan büyük bir yakınlık duymalarına rağmen, Venedikliler monarşiye karşıydılar…