| Yazar | : | Burhan Felek |
| Yayın Tarihi | : | Ekim, 1984 |
| Dil | : | Türkçe |
| Sayfa Sayısı | : | 126 |
| Ölçü | : | 13 x 19 cm |
| Yayınevi | : | Felek Yayıncılık |
Yarenlik etmeye ne kadar ihtiyacım var, bilmezsiniz.
Ama dost, ahbap o kadar hayat tasasına düşmüş ki, yapacağım şakalara:
- Şimdi sırası mı? diyeceklerdir, diye korkuyorum. Gene de kendimi bu hevesten kurtaramıyorum.
Her zaman yazdığımız gibi, dünyanın manzarası hiç de iç açıcı değil iken, biz de arasıra Felek'ten bir gün çalarak, yarenlik edelim diye düşündük. "BİRAZ DA YARENLİK" başlığı altında küçük Nasrettin Hoca; Bektaşi ve başka mizahi fıkralar, hadiselere uygun düşen atasözleri, artık "mesel" olmuş meşhur şiirler, kısacası yarenlik etmeye yarayan güldürücü, düşündürücü, hoşlandırıcı yazılar yazacağız.
Bunu yaparken de, her zaman kendilerinden çok faydalandığımız sevgili okuyucularımızdan da yardım isteyeceğiz.
Böylece okuyucu- gazeteci işbirliği ile "yarenlik" diye adlandırdığımız bir yayın türünü oluşturmaya çalışacağız.
Umuyoruz ki, okurlarımız da bu kararımıza katılacak ve haftada birkaç dakika "yarenlik" etmek isteyeceklerdir.
Aslında biz fıkra yazarıyız. Bu fıkra sözü, şu son 40 yıl içinde bilhassa basın aleminde manasını, şeklini, şemailini değiştirdi, bambaşka bir şey oldu.
Fıkra -bildiğiniz gibi- lügatte birkaç manaya gelir.
Birisi küçük hikaye, küçük masaldır. Bektaşi fıkraları, Nasrettin Hoca fıkraları dediğimiz zaman anlaşılan mana gibi... Bir de kanun, nizam, tüzük metinlerinde maddelerin parçalarına denir. Buna "bend" de diyoruz. Üçüncüsü de, belkemiği dediğimiz eski tabirle amudi fıkari'nin parçalarıdır.