| Yazar | : | Mustafa Armağan |
| Yayın Tarihi | : | 2001 |
| Dil | : | Türkçe |
| Sayfa Sayısı | : | 256 |
| Ölçü | : | 23,5 x 33 cm |
| Yayınevi | : | İgdaş |
Çağımızın ünlü mimarlarından Le Corbusier, 20. yüzyıl başlarında bir seyahat sırasında İstanbul'a uğrar ve çok ilginç intibalarla ayrılır. Bir mimar ve şehirci gözüyle kendisinin sonraki dönem projeleri için bilgi toplar. Sonradan yazdığı notlarında Osmanlı İstanbulu'nun adeta iskeletini çıkartmaktadır:
"İstanbul'da her ev ahşaptır ve çatıları aynı eğimde olup aynı cins kiremitle örtülmüştür. Bütün büyük binalar, camiler, mabetler, kervansaraylar ise taştandır. Bütün bunların temeli, bir standardın var olmasına dayanır... İstanbul'un yayılmış kırmızı damlan, içinden camilerin heykelsi beyazlıklarıyla huzurlu bir şekilde yükseldikleri bir deniz gibidir... İstanbul'da veciz bir doku görülür; bütün fanilerin evleri ahşap ve Allah'a adanmış camiler ise taştandır. "
Yine Le Corbusier, New York ile İstanbul'u karşılaştırırken birincisinin bir "felaket", ikincisinin ise bir "yeryüzü cenneti" olduğunu belirtmiştir. Şu sözleri de İstanbul'un o yıllardaki yeşilliği üzerinedir: "İstanbul bir meyve bahçesidir; bizim şehirlerimiz ise taş ocakları"
O günlerden bu yana bizim şehirlerimizin de yavaş yavaş birer taş ocağına dönüşmekte ve bir "felakete" doğru gitmekte olduğuna dikkat çekmemiz gerekir. Bugün geldiğimiz noktanın ise şehircilik ve mimarlık sanatı yönünden çok da iç açıcı olduğu söylenemez.
Fakat yine de umutlu olmamızı gerektiren olaylar yok değil. Geleneksel şehirciliğimizin insanı ve evrensel sıcaklığını yansıtan belgeler ile bugün toplumda yeşermekte olan yeni bir şehirlilik bilinci. Bu bilinci diri tutmaya ve ihtimamla geliştirmeye çalışmamız gerektiğinden hareketle İstanbul'un her biri bir yıldız mesabesinde olan semtlerini ve bu semtlere isimlerini olduğu kadar ruhlarını da katmış bulunan şahsiyetlerini bir arada ele alan bir çalışmayı sunuyoruz İstanbullulara.
İstanbul'un yeniden bir "yeryüzü cenneti" haline gelmesi, tarihi ve tabiat varlıklarını bilmek ve bunun üzerine çağımızın bilgi ve teknolojisiyle neler ekleyebileceğimizi düşünmekle mümkün olacaktır...
Prof. Dr. Necdet Aral
İGDAŞ Genel Müdürü