| Yazar | : | Müjgan Yıldırım |
| İsbn | : | 9789944881999 |
| Yayın Tarihi | : | Ocak, 2008 |
| Dil | : | Türkçe |
| Sayfa Sayısı | : | 436 |
| Ölçü | : | 13,5 x 19,5 cm |
| Yayınevi | : | T. İş Bankası Kültür Yayınları |
İnsanın yaşamında dönemler vardır, beyaz sayfalar açarız hayatımızda; kimisini yok saymak isteriz, unutmaya çabalar, hatırlamak istemeyiz. Kimisi de durur öylece tam orta yerinde... Yeni dönemler, yeni kararlar, yeni başlangıçlar... Oysa bir sarmal gibidir; başladığımızı zannettiklerimiz aslında hep bir geri dönüşler, aşamamalar, varamamalar, amalar ile birbirine düğüm olmuş yaşadıklarımızın bir toplamıdır sanki. İşte böylesi gel-gitler dönemi içerisindeyken, yılların dostluğu içerisinden çıkıp geliverdi editör Levent Cinemre: "Hem mimarsın hem gazeteci. Bana Prof. Doğan Kuban'la bir 'Nehir Söyleşi' yapar mısın ..." O an üniversite eğitimim, projeler, hocalarım, Arkitekt dergisinde çalıştığım yıllar (hani hep bir klasiktir ya) "film şeridi gibi gözümün önünden geçti." Ben ki yıllardır eğitimini alıp bambaşka meslekle boğuşanlar sınıfından biri olarak (her zaman olmasa bile dönem dönem bu yüzden kendimle yüzleşirim) bu konuyu tekrar gündeme getirmem gerekiyordu. İş bu kadarla kalmıyordu tabii ki, Prof. Doğan Kuban gibi bir duayenle (hani bazı insanlar erişilmez, dokunulmazmış gibi gelir ya!) buluşmak, bir araya gelmek, üstelik onun hayatını yazacak kadar yakından tanımak, belki de en zor olanıydı.
Prof. Doğan Kuban, İTÜ'lü olduğu için ben, naçizane bir Yıldız Teknik Üniversiteli olarak, ne yazık ki öğrencisi olma fırsatını yakalayamadım. Ama bu fırsatı yakalayan İTÜ'deki arkadaşlarımdan adını o kadar çok duymuştum ki... "Eğer üniversitede öğretim görevlisi olarak kalsaydım, mimarlık tarihinde yüksek lisans yapardım" düşüncemin karşılığıydı o benim için. Bugün şunu daha derinden hissediyorum: "Şayet öğrencisi olsaydım, onun kürsüsünde yoluma devam ediyor olurdum". İşte hayıflanmam gereken bir nokta daha... Bunlar hep iç seslerim...