| Yazar | : | Kadir Mısıroğlu |
| İsbn | : | 9789755800318 |
| Yayın Tarihi | : | 2007 |
| Dil | : | Türkçe |
| Sayfa Sayısı | : | 656 |
| Ölçü | : | 14 x 21 cm |
| Yayınevi | : | Sebil Yayınevi |
Birtakım fevkaladelikleri kullanarak milletlerin hayatında derin değişikliklere amil olanlar, hemen hemen daima tarihi, kendilerine mahsus birtakım temel umdelerle (prensiplerle) yeniden değerlendirerek zuhurlarının bir nevi gerekçesini ortaya koyarlar. Böylece güya yaptıklarının doğruluk ve haklılığını geniş kitlelere kabul ettirmek isterler ki; bir propaganda mahsulü olan bu değerlendirmeler, ekseriya eskiyi kötülemek tarzında vaki olur.
Dünya'da her milletin hayatında görülen bu gibi tarih tahrifkarlığının en dehşetlisi bizim ülkemizde yaşanmıştır. Çünkü bizi, uzun asırlar boyunca teşekkül ve devam etmiş bulunan "İslam Dünya Görüşü"nden kopararak bir batılın gayyasına düşürmek kolayca mümkün olabilecek bir iş değildi. Bundan dolayıdır ki, ülkemizde icra edilmiş olan inkılâp hareketleri, dehşet verici bir tedhiş metoduyla gerçekleştirilmiş ve netice olarak tarih, adeta masallaştırılmıştır.
Gerçekten 1839 Tanzimat Fermanı ile ortaya çıkan ve kahraman milletimizi Avrupa'nın bir nevi vesayeti altına sokan "batılılaşma maceramız" henüz devam eden tesirleri itibariyle hala üç büyük şahsın nurani çehrelerinin korkunç bir karalama kampanyasıyla tanınmaz nale getirilmesinde en ileri gidilmiş olanı -hiç şüphesiz- Sultan II. Abdülhamid merhumdur. Bunlardan Sultan Abdülaziz ve Sultan Vahideddin'i daha önce yazmış bulunmaktayız.6 Elinizde tuttuğunuz bu eserle Sultan II. Abdülhamid de yazılmış ve böylece "Üç Mazlum Padişah" serimiz tamamlanmış bulunmaktadır.
Tarihle az-çok uğraşanlar çok iyi takdir ederler ki, bu ülkede iki şahıs hakkında gerçekleri söylemek, tasavvurun fevkinde bir derecede güçtür. Bunlar Sultan II. Abdülhamid ve M. Kemal Paşa'dır. Zira her ikisi hakkında da yazılmış olanların kahir ekseriyeti yalandır. Bu yalanlar, bunlardan birincisinin aleyhinde; ikincisinin ise, lehinde vaki olmuştur. Üstelik bu sonuncusu hakkında eğriyi, doğrudan ayırmanın fiili güçlüğüne ilaveten bir de kanuni bir mani mevcuttur…