| Yazar | : | Stella Acıman |
| İsbn | : | 9756063270 |
| Yayın Tarihi | : | Ekim, 2006 |
| Dil | : | Türkçe |
| Sayfa Sayısı | : | 223 |
| Ölçü | : | 13,5 x 21 cm |
| Yayınevi | : | PMP Basım Yayım Matbaacılık |
Başhemşire elindeki raporu "Başınız sağ olsun, çok üzüldüm... " diyerek karşısında adeta donmuş gibi duran Ester'e uzatırken, dört saat önce Brana'yı hasta bakıcının yardımıyla ameliyata hazırlarken onun söylediği son sözü düşünüyordu. Brana ona "Ben artık ölüme gidiyorum," derken artık iyice bir deri bir kemik haline gelen eliyle uzaklarda, gözle görünmeyen bir yeri işaret ediyordu.
Ester, hemşirenin bankonun üzerinden uzattığı kâğıdı aldı. Dudaklarının arasından belli belirsiz, iniltiye benzer bir sesle "Bu, kadarmış," diye fısıldadı ve hemşirenin bir şey söylemesine fırsat tanımadan annesinin eşyalarını toparlamak için odaya doğru yürüdü. Odada Ester'i bekleyen derin bir sessizlik vardı. Kapı kenarındaki yatakta yatan hastaya baktı bir an. Kadın etrafında olan bitenden habersiz, vücudunun ona çektirdiği acıları, düzenli aralıklarla dudaklarının arasından iniltilerle çıkarıyordu. "Yaşam ne tuhaf," diye düşündü Ester. Bu odadan o kadının ölüsünün çıkması beklenirken hiç beklemediği bir anda annesinin ölüsü çıkmıştı. Bir hafta önce hastanenin kadın doğum bölümünden acil olarak cerrahi bölümüne nakledilen kadın, üç gün arayla iki ameliyat birden geçirmişti. Bir aydır yattığı kadın doğumda ise birkaç ameliyat daha olmuştu. Karnı, içinde biriktirdiği sulardan dolayı küçük bir tepeye dönüşmüş, o şişlik beraberinde nefes alma sorununu da getirmişti... Kadın artık, yitirdiği zaman kavramı içinde acılarının yanı sıra vücudunu yaşatması için gereken soluğu içine çekebilmenin mücadelesini verir olmuştu. Kanser tüm iç organlarını sarmış, dikiş yerlerinden asit salgılamaya başlamıştı. Kalabalık ailesi doktorların da deyimiyle yaklaşan sonu bekliyordu. Ama yaşam doktorların istekleriyle sürmüyor, sonlanmıyordu. O bilinmeyen güç yine varlığını göstermiş ve kadın ilk defa bu sabah gözlerini açarak etrafa bakmış, ameliyat yerini pansuman yapmaya çalışan asistana, "Ula... ne çok canimi yakaysinuz da!" diye bağırmıştı. Ondan sonra da kızları ve oğullarıyla konuşmaya başlamıştı. Hatta Brana ameliyata giderken "Çabık gel da..." diyerek gülmüştü.
"Haydi, eşyaları toplayıp, çıkalım..."