| Yazar | : | Engin Yenal |
| İsbn | : | 97540801202 |
| Yayın Tarihi | : | Ekim, 2001 |
| Dil | : | Türkçe |
| Sayfa Sayısı | : | 357 |
| Ölçü | : | 24 x 33,5 cm |
| Yayınevi | : | Yky |
Kimi terimlerin, deyimlerin uzun ömürlü olduğu görülür; kimilerinin toplumsal ömürleri sınırlıdır oysa: Bugün, okuma ve yazma sürecinde, "bina okumak" ya da "şiirin inşası" türünden yapı terimleri esinli kullanımlar dolaşımda değil artık. Güzel ve anlamlı terimler, deyimler bunlar, ne ki özellikleri yaşam hakkı sağlamamış onlara. Burada, "bina okumak"tan sözederken, şüphesiz geçmişine gönderme yapıyorum açık ya da örtük biçimde, ama daha çok, bu tamlamalı fiili düzayak bir eğretileme olarak kullandığımı söylemeliyim.
Ama büyük ama küçük, ama eski ama yeni, her şehrin, kentin pek çok dalgın okuru olur: Onlar caddelerden alanlardan, geniş ya da dar sokaklardan, kendilerine kilitli geçip giderler çoğu zaman, etraflarına dikkat kesilmez, her gün önlerinden geçtikleri yapıların farkına varmaksızın yaşamlarını sürdürürler. Öbür uçta, her şehrin, her kentin takipçi, titiz, meraklı, ayrıntılara inmekten benzersiz hazlar devşiren bir avuç "sıkı okur"u bekler. Dev bir kitabın; Borges'in "Kum Kitabı"nı andıran sonsuz, okundukça büyüyen, yaprakları artan bir kitabın aşığı, tutsağı, kurbanı olduğunu bilir her biri. Geri kalan hemşeriler, bu iki ucun arasında yer alır: Bazan dalgın, bazan faltaşı, kendi şehirlerinde, yabancı kentlerde, dolaşırlar.
Bina okumak, aslına bakılacak olursa, barbaşına ele alınası etkinlik sayılamaz. Doğa okumayan, akasyaya, kırlangıca, denizin ya da bulutların hareketlerine kayıtsız kalabilen, yalnız binaları mı, insanları da okuma alışkanlığı edinemez. Yanlış anlaşılmaktan korkarım: Kişinin, etrafını kuşatan Dünya'yı okumaya eğilimli olması herşeyi anlaması, herbirşeyi bilmesi demeye elbette gelmez: Burada bir yaklaşımdan, algı terbiyesinden, yaşama felsefesinden sözediyorum…