| Yazar | : | Ayşe Çolakoğlu |
| İsbn | : | 9789759915445 |
| Yayın Tarihi | : | Aralık, 2007 |
| Dil | : | Türkçe |
| Sayfa Sayısı | : | 162 |
| Ölçü | : | 14 x 23 cm |
| Yayınevi | : | Doğan Kitap |
İstanbul, 1884
Sarı uzun saçları yüzüne gözüne yapışmıştı. Ter içindeydi. Cennet'in eline tırnaklarını geçirecek kadar sıkı sıkıya yapıştı. Sadece dudaklarını kıpırdatarak "Oğlum nerede, oğlum nerede?" diye fısıldadı.
"Dur hanımım çocuğu merak etme, sen kendine bak. Anamgil yanında, mışıl mışıl uyuyor."
"Dayanamıyorum, dayanamıyorum" diye inledi. Rengi uçmuş, dudakları sıkmaktan bembeyaz olmuştu. Belli belirsiz burnundan nefes alıyordu.
Cennet, "Sen var ya, öbür odada kendinden geçivermiştin, seni sırtladım buraya yatırdım. Bey şey işte... " diye fısıldadı.
Aslı'nın sancılan Ali Bedri'yi doğurduğu seferden daha beterdi. Her beş dakikada bir içi dışına çıkar gibi kan boşalıyordu. Artık çocuğu kaybettiğini anlamıştı. Hem çocuğu kaybediyordu, hem de Canip Bey'le arasındaki bağ, Cennet'in divan lekelenmesin diye altına serdiği kat kat çarşaflarda eriyip gidiyordu. İçinden ölen kocasıyla konuşuyor, böylece bilincini kaybetmemeye çalışıyordu. Yavaş yavaş gün ağardı, Aslı'nın sancılan da durdu ama içi yara gibi yanıyor, hareket etmeye çalıştığında bütün organları adeta boşluktaymış gibi sallanıyordu.
Hanımından sadece birkaç yaş genç olan Cennet bir an bile olsun Aslı'nın yanı başından ayrılmadı. Aslı bir ara uykuya daldı da nu uyandı yoksa hep uyanık mıydı bilinmez, birisi dürtmüş gibi birden doğruldu. "Cennet, kalkmam lazım. Çabuk bana yardım et, benim kalkmam, ortalığa bakmam lazım. Bana ten1İz bir şeyler getir. Yapış yapışım. Çabuk ol, hadi" diye söylenmeye başladı. Cennet şaşkın şaşkın Aslı'nın yüzüne baktı. Hiç ses çıkarmadan gözlerini ovuşturarak odadan çıktı, biraz sonra elinde ibrik ve leğenle döndü. Aslı'nın vücudunu ıslak bezle ovalaya ovalaya bir güzel sildi. Temiz çamaşırlar giydirdi. Sonra yatak odasından Aslı'nın durumuna uygun koyu renk bir esvap getirdi. Güçlükle ayakta durabilmesine rağmen vücuduna değe n temiz çamaşırlar tenine merhem gibi gelmişti. Dik durmaya çalışıyordu, tırabzanlara sıkı sıkıya tutunup merdivenleri inmeye başladı. Komşuların ve ev ahalisinin sesleri yukarıya kadar geliyordu...