| Yazar | : | Necdet Sakaoğlu, Nuri Akbayar |
| İsbn | : | 9757104329 |
| Yayın Tarihi | : | 1999 |
| Dil | : | Türkçe |
| Sayfa Sayısı | : | 160 |
| Ölçü | : | 15 x 21,5 cm |
| Yayınevi | : | Denizbank |
Yahya Kemal, İstanbul'u bir zamanlar "binbir gece" nin yaşandığı mutluluk diyarı olarak düşlemiş olmalı ki bir rubaisinde:
"Cem mezhebi vaktinde şu dünya ne'ydi
Cuşişle akan hayat rindane'ydi
Günler geceler her biri bir türlü şerab
Nefi sagar Nedim meyhane'ydi"
demiş; Nefılerin Nedimlerin yaşadığı zamanları "Cem mezhebi vaktine" benzetmiş. Acaba öyle miydi? Bunun bir kanıtını Osmanlı tarihlerinde bulmaktayız. II. Selim (hd.1566-1574) tahta geçmesinden bir süre sonra, ramazan bayramının üçüncü gününe rastlayan 13 Nisan 1567'de, hava "ruşen diller gibi mücella ve musaffa" iken Veziriazam Sokollu Mehmed Paşa'ya: "Ecdad-ı izamım (atalarım) gaza ve cihad etdiklerinde şehir halkına sürur içün donanma edüp şevk ve zevk ve ayş u nuş (yiyip içme) eylemeğe ruhsat vermek kanun-ı kadimdir (eski yasadır). İstanbul halkına donanma içün nida etdüresin!" diye buyruk vererek o güzel bahar mevsiminde herkesin özgürce yiyip içsin eğlenmesini istiyor. Sokullu'nun bu buyruğa karşı çıkması üzerine de huzurda bulunan Feridun Bey, padişahın görüşünü destekleyerek, halkın sürekli baskı altında tutulmasının kötü sonuçlar doğurabileceğini, arada özgürlük tanınmasının yerinde olacağını uyarıyor. Bundan anlaşıldığına göre, zamanımıza en yakın Direklerarası gecelerinden, ta 16. yüzyıla uzanan geçmişte, İstanbulluların gönüllerince eğlenmeleri ve yaşamaları katı kurallarla önlenmemiş, aksine uzun bir geçmişte, mutluluğun ve coşkunun İstanbul yaşamında yeri olmasına özen gösterilmiştir.
Diğer yandan, padişahla aynı kentte yaşamanın riskleri yanında kuşkusuz pek çok avantajları da her zaman söz konusu olmuş; taşra halkının hayal dahi edemeyeceği eğlenceler, şenlikler, coşkulu kutlamalar İstanbul'da yaşanmış…