| Yazar | : | Kemalettin Kuzucu |
| İsbn | : | 9786054322855 |
| Yayın Tarihi | : | Ocak, 2012 |
| Dil | : | Türkçe |
| Sayfa Sayısı | : | 602 |
| Ölçü | : | 13,5 x 19,5 cm |
| Yayınevi | : | Alfa Basım Yayım Dağıtım |
Türk ve çay sözcüklerinin birlikte anıldığı bilinen en eski metin 8. yüzyıla aittir. Çin çay kültürünün anlatıldığı bu kaynakta şair Lu Yu, en ideal çayın, Türk süvarisinin deri çizmeleri gibi boğumlu yapraklardan elde edilen çay olduğunu belirtmekteydi. Çinli şairin Türklerle çay arasında kurduğu bu ilgi, elbette kültürel bir nitelik taşımıyordu ve sadece Çinlilerin zihnindeki Türk imajının teşbih sanatının kullanılmasıyla edebi bir üründe dışavurumundan ibaretti. Lu Yu’nun yaşadığı tarihlerde çay yalnızca Çin ülkesinde biliniyor ve tüketiliyordu, dolayısıyla Çinliler, bu konuda başka topluluklara karşı tartışılmaz bir üstünlüğe sahip idiler. Bu durum, çayın sömürge ürünleri arasına katıldığı 17. yüzyıla kadar devam etti. Sömürge çağında Osmanlılarm en fazla tükettikleri keyif verici olan kahve ise, imparatorluğun yıkılışına kadar bu özelliğini sürdürecek, ne çay ne de başka maddeler kahveyi tahtından indirebilecekti. Ancak bugünün verileri, çay üretiminde Türkiye'yi dünyada beşinci, tüketiminde ise birinci sırada gösteriyor. Osmanlı döneminde kahve tüketiminde ve kahvehane işletmeciliğinde birinci sırayı elinde tutan toplumumuzun, bir asırdan daha kısa süre içerisinde böylesine büyük bir dönüşüm geçirmesi, sosyal, ekonomik ve kültürel sebeplerle açıklanabilir...