| Yazar | : | Oktay Güzeloğlu |
| Yayın Tarihi | : | 1996 |
| Dil | : | Türkçe |
| Sayfa Sayısı | : | 142 |
| Ölçü | : | 13,5 x 19,5 cm |
| Yayınevi | : | Hiç Yayınları |
İnsan Beyoğlu'nda yaşıyorsa ya da Beyoğlu'nda birkaç saat kadar vakit geçirmek istiyorsa, yaşama damarlarının damla damla değil de, bir şelale gibi boşalmasını göze almalıdır. Benim umutlarım erkek, acılarım dişidir. Ve bu Beyoğlu sokakları ayaklarımın özkardeşidir.
Beyoğlu'nda en genç kadının altmış yaşında olduğu ve aynı adisyonun, aynı masaya birkaç kez geldiği meyhanelerde, bütün parasını verip kendini yangından kurtarır gibi sokağa atan kişilerin hayatları hala kurtulmuş değildir. İçerideki müşterilerin kaç parası olduğunu ve üstündeki paltonun, kolundaki saatin değerinin ne olduğunu onlardan daha iyi bilen kişiler, dışarıda bir kızılderili ordusu gibi beklemektedirler. Bu ordu dolayısı ile parası az, elbiseleri eski ve kolundaki saatin, parmağındaki yüzüğün değersiz olduğunu sezdikleri kişilerin bile hayatı tehlikeye girmiş demektir. Şarabın bardaklarla satıldığı ayakçı meyhanelerinde herkes yanındaki kişinin bir bardak şarabını ve bir tek zeytinini çalmak için onun tuvalete gitmesini sabırsızlıkla bekler. Tuvaletten çıkan kişinin, şarabının kaç santiın ve zeytinlerinin kaç tane olduğunu bildiği için bardaklar birer güvercin gibi havada uçar.
Hakiki Beyoğlu gece saat 3'ten sonra "Beyoğlu" olur. Beyoğlu, Beyoğlu umutsuzluğun karanlığın yoludur. Beyoğlu, Beyoğlu acılarla doludur. Yastıkları kaldırımlar, yorganları gazete kağıdı olan kadınlar, zamanın eskittiği güzelliklerini karanlığın yardımıyla gizlemeye çalışırlar ve güneşin biraz daha geç doğması için doğaya yalvarırlar. Bazı arka sokaklar vardır ki insanın oralardan geçmesi için önce yakınlarıyla vedalaşması gerekir.
Evlerinin kirasını ve çocuklarının ekmek parasını kumar masalarında kaybeden insanların, yağmurun, çamurun ve karın altında bir tek sigaranın ve bir bardak çayın özlemini çekmelerinin nasıl bir şey olduğunu bilemezsiniz.
Beyoğlu otellerinde yatmak, ayakta durmak ve koltukta oturarak sabahlamak arasında büyük fiyat farkları vardır.
Eğer paran yoksa yağmurun, çamurun ve karın altında, bir kaldırım taşı gibi yalnız kalırsın. İnsanın ayakları kirlenir Beyoğlu kaldırımlarını ezerken.