| Yazar | : | Taceddin Kayaoğlu |
| İsbn | : | 9789944432207 |
| Yayın Tarihi | : | Kasım, 2007 |
| Dil | : | Türkçe |
| Sayfa Sayısı | : | 304 |
| Ölçü | : | 17 x 24 cm |
| Yayınevi | : | Fide Yayınları |
Tarih; zihni bir inşa ameliyesidir. Tarihçi ise bu sürecin baş aktörüdür. Söz konusu aktör süreci inşa etmek, geçmişi günümüz için yeniden kurgulamak için yola çıkar. Dolayısıyla bu noktalarda tarihin tüm soyut ve somut verileri ile tarihçinin algılaması arasında doğrusal bir ilişki belirir. Yani tarihsel metnin nihayeti, aslında tarihçinin okuma ve algılama kapasitesinin de nihayetidir. Dolayısıyla denilebilir ki; linguistikteki metin okuma tartışmaları tarihsel metinler için de geçerli olan bir yargıdır. İster metin insan zihnini direkt olarak şekillendirsin, isterse de zihin kendi bakış açısı ile metni yok sayarak dilediğini okusun, gerçek olan şudur ki; tarihi hükümler verilirken bazı hallerde kaçınılmaz bir görecelik paradigması içinde kalınmaktadır. Durum böyle olunca da tarihçinin tarih adına söylediği, mutlak bir doğruluk ifade etmekten daha ziyade kendi görebildiğinin ötesine geçememe halidir.
Hükmün göreceliği ise, iki halin tartışılmasını zorunlu kılmaktadır. Bunlardan birincisi; tarihi metinleri inşa ederken gerçeği anlamanın "samimi gayret''i, ikincisi ise; "kurgusal sanal metinler inşa etme hilesi"dir. Birinci halde; tarih adına verilen hüküm görecelik içerse bile, "bir göreceliğin diğer görecelikler içerisinde doğruya en yakın ihtimalli olanı olabileceği" hükmü gereğince bilimsel bir zemin üzerinden değerlendirmeye tabi tutulabilir. İkinci halde ise, bilimsel bir zemin veya istikrarlı bir sonuç aramak mümkün olmayacaktır. Çünkü kurgulanmış sanal tarihi metinler bir gerçeğin ortaya çıkarılmasından ziyade, egemen-politik güçlerin etki alanlarını daha da genişletmeyi amaçlarlar. Bu sanal tarihi metinler, öğretebildikleri gerçek olmayanlar ile istooikleri paradigmayı inşa etmenin en önde gelen psikolojik harp araçlarıdırlar.
Elinizdeki bu çalışma kendi cephesinden samimi bir hali ifade etmektedir. Telif ve hüküm çalışmasından öte, belge okuma ve okutma metodu ile yola çıkmış ve öyle de olmuştur. Bu belki konunun hassasiyetinden, belki de konu üzerinde düşünen insan sayısını arttırmayı amaçlamanın niyetindendir…