| Yazar | : | Besim F. Dellaloğlu |
| İsbn | : | 9754685428 |
| Yayın Tarihi | : | 2005 |
| Dil | : | Türkçe |
| Sayfa Sayısı | : | 206 |
| Ölçü | : | 13,5 x 21 cm |
| Yayınevi | : | Say Yayınları |
| Bahsi Geçen | : | Besim Dellaloğlu |
Son birkaç yıldır Walter Benjamin okudum, çalıştım hep. Ahmet Cemal'in ve diğerlerinin çevirilerini, Oğuz Demiralp'in kitabını, Nurdan Gürbilek'in derlemesini, ulaşabildiğim İngilizce ve Fransızca yapıtlarını ve onun hakkında yazılanları. Bu arada son üç yıldır Mimar Sinan'da ve Bilgi'de ki öğrencilerimin içi dışı Benjamin oldu. Her yıl mutlaka bir dersimi ona ayırmadan, her derste alakalı alakasız sözü ona getirmekten kendimi alamaz oldum. Tüm öğrencilerime sabırlarından ve katkılarından dolayı teşekkür ediyorum. Ayrıca TÜBA'nın doktora sonrası bursu sayesinde 2002 yazını Benjamin çalışmak ve onun izini sürmek için Paris'te geçirdim. Bu sırada Port-Bou'ya gitme ve Benjamin'in mezarını ziyaret etme fırsatım da oldu. TÜBA yetkililerine gönülden teşekkür ediyorum, bana böyle fırsatı verdikleri için. Amacım onun hakkında bir kitap yazmaktı. Hatta kitabın adı bile konmuştu: Benjaminia. Bu arada Say Yayınları editörü Murat Batmankaya bana bir Walter Benjamin derlemesi yapmamı önerdi, uzunca bir serinin bir parçası olarak. Böylece sorumluluklar çoğaldı. Her ikisini de çok daha önce bitirebilmeyi ummuştum. Ama bir türlü olmadı. Benjamin girdabı beni de içine çekti, bir türlü kurtulamadım. Bu arada Murat Batmankaya'ya bir teşekkür borçluyum, sabrı ve anlayışı için. Ayrıca yeni Benjamin dostları edindim bu girdabın içinde. Emrah, Tuğba, Lale, Zeliha destek oldular bana, Benjamin'i paylaştık. Onların sayesinde eldeki çalışma ortaya çıktı. Ama hala eksik hissediyorum, tamamlanmamış, bitmemiş. Ama asla onların suçu değil bu, kimsenin suçu değil bu, bu benim suçum sanki. Onun hakkında yapılacak her şey biraz bu kaderle yazgılı gibi. Belki bu çalışma tamamlandı ama Benjamin hala benimle, ben hala onunlayım. Benjamin'den çevrilecek metinleri seçerken zorlandım, ama Benjamin hakkındaki metinleri seçerken hiç zorlanmadım. Adorno ve Scholem, hem onun en yakın dostlarıydılar ve hem de bu iki yazı gerçekten harikaydılar...