| Yazar | : | Aziz Nesin |
| İsbn | : | 9754180075 |
| Yayın Tarihi | : | Ocak, 1997 |
| Dil | : | Türkçe |
| Sayfa Sayısı | : | 324 |
| Ölçü | : | 13,5 x 19,5 cm |
| Yayınevi | : | Adam Yayınları |
| Bahsi Geçen | : | Sadrettin Tosbi |
Eskiden tımarhane denilen yerlere şimdi "Ruh ve Akıl Hastalıkları Hastanesi" deniliyor. "Tımar" Farsça bir sözcüktür. Anlamı, bakım demektir. Hasta insana bakım, hayvana bakım, bahçeye ve toprağa bakım, tımardır. Son yüzyılda "tımar" insanlardan çok hayvanlar için kullanılıyor. Örneğin binek ve yük hayvanlarıyla sağmal hayvanları kaşağılama, gebreleme, yıkayıp arıtma anlamına tımar etmek kullanılır. Ara sıra bahçenin, toprağın tımarı da sözkonusu olur. Yarayı tımar etmek sözü de geçerlidir. Öyleyse "tımarhane", hastane, sayrılarevi demekse de dilimizde salt delilerevi, deli bakımevi olarak kullanılmıştır, Tımarhanelere daha önceleri "şifahane" ya da "dar-ı şifa" denilirmiş. O da iyileştirmeevi anlamına geliyor.
Deli sözcüğünde bir aşağılama sezildiği için, delilerevi, deli bakımevi denilmemiş de "Ruh ve Akıl Hastalıkları Hastanesi" denilmiş. Deliye de deli denilmiyor, akıl hastası, sinir hastası, ya da ruh hastası deniliyor. Örneğin bir insanın kendisi için sinir hastası olduğunu söylemesi oldukça kolaydır da, deliyim, demesi pek de kolay değildir. Deli olsak da deliliği üstlenmeyiz.
Bir gece, hangi çağrışımla olduğunu şimdi anımsayamıyorum, şu ya da bu nedenle, kısa ya da uzun süre yaşamıma girmiş, az çok ilişkide bulunduğum delileri -isterseniz sinir ve ruh hastalarını- düşündüm ve onlara ilişkin anılarımı yazmayı tasarladım. Önce, üçbeş, en çok beşon deli tanıdığımı sanıyordum, oysa düşündükçe delilerimin sayısı arttı, yüzü geçti ve hergün bir kaç delimi daha anımsıyordum. Nitekim 24 Temmuz 1980 günü günceme şöyle yazmışım: "Dün gece uyanıp da anımsadığım iki deli daha vardı. Sabahleyin onları anımsayamadım. Bir yandan eski delilerimi anımsadıkça, "Benim Delilerim"e ekliyorum, bir yandan da yaşamıma yeni yeni deliler giriyor.