| Yazar | : | Emine Uşaklıgil |
| İsbn | : | 9789752898509 |
| Yayın Tarihi | : | Nisan, 2011 |
| Dil | : | Türkçe |
| Sayfa Sayısı | : | 472 |
| Ölçü | : | 13,5 x 23 cm |
| Yayınevi | : | Everest yayınları |
Yıllar önce, ben çocukken, annem, babam ve ablam Pompei harabelerini gezmek için ailece bir İtalya seyahatine çıkmak istemişler. Lakin ben, "yanardağlar çok tehlikelidir," diye tutturmuşum ve beni bir türlü yanardağın yakınına götürmeye ikna edemeyen annem, babam ve ablam da Pompei'yi görmekten mahrum kalmışlardı. Evet, belki başta Vezüv olmak üzere yanardağlardan uzak kalmayı becermiş bir çocuk olabilirim ama annemin ailesinin asıl tehditkar yanardağı olduğunu idrak etmemiş olmalıyım ki, büyüdükten sonra gözüpek bir şekilde Cumhuriyet gazetesine girdim.
Hayatta inişler de olur, çıkışlar da... İnişin ve çıkışın ne olduğu son derece görecelidir. çoğu zaman bunlar unutulur geçer, o defterler kapatılır. Hafıza geçmişi kurgular, böylece tarih kişisel hale gelmiş olur.
Cumhuriyet gazetesinde 18 yıl çalıştıktan sonra 1992 yılında aynldım. O günden bugüne neredeyse 20 yıl geçti. Gazetede bulunduğum süre içinde olsun, sonrasında olsun, gazetede yaşananlar konusunda suskun kalmayı tercih ettim. Dost meclisleri dışında gazetecilerden kaçtım, medyada görünmemeyi tercih ettim. Ne ki yıllar geçti ve Cumhuriyet gazetesi defterini bir türlü kapatamadım. Orada çalıştığım dönemin hatıralan değildi bu defterin kapanamamasına yol açan. Gazetenin kaderinde şu ya da bu şekilde rol almış insanlara gelince, onlar da geçmişte yerlerini almışlardı çoktan.
Bunca zaman sonra Cumhuriyet gazetesinin başkahraman olduğu bir kitabı kaleme almam, aslında yalın bir nedene dayanıyor. Bugünün Türkiye'sinda bütün dünyada- medyanın işlevi ve tanımı son yıllarda büyük ölçüde değişti...