| Yazar | : | Ümit Otan |
| İsbn | : | 9757223034 |
| Yayın Tarihi | : | Mart, 1995 |
| Dil | : | Türkçe |
| Sayfa Sayısı | : | 152 |
| Ölçü | : | 13 x 19,5 cm |
| Yayınevi | : | İzmir Kitaplığı |
Sevgili Ümit Otan geçen yılsonu, 1995 'te medyanın durumuna ilişkin tahminimi sorduğunda "Artık dibe vurduk" demiştim, "bundan sonrası daha iyiye doğru olacak".
Dibe vurduğumuza inanıyordum; çünkü gazetecilik mesleği belki de tarihinde' hiç olmadığı kadar itibar yitirmişti. "En güvenilir meslek" sıralamalarında günden güne prim kaybediyordu.
Çünkü düne kadar bir "kamu görevi" ya da babadan devralınan bir onurlu misyon olarak görülen yayıncılık, şimdi saygınlığı azaldıkça karlılığı artan bir ticari girişime dönüştürülmüştü.
Çünkü tam "devletin medya üzerindeki tekeli kırılıyor" derken, bu kez de aynı oranda tehlikeli başka tekelin, "sermaye tekeli"nin ağına yakalanmıştık.
Haber içeriklerini, holdingin ekonomik çıkarılan, kredi bağlantıları, siyasal tercihleri belirler olmuştu.
Ve güven krizi, okuru, izleyiciyi küstürürken, medya, bu açığı lotarya adı altında "müşteriye rüşvet vererek" yamamaya çalışı-yordu.
Daha da kötüsü, bizler bu girdaba hazırlıksız, örgütsüz, örgütlenmesiz yakalanmıştık. Mesleğine hala saygısı olan bir avuç insanın feryatları duyulmaz olmuş, yeni medyanın yeni gazetecileri paradan başka tanrı tanımayan "yükselen değerler"i ile piyasayı dolduruvermişlerdi...
Haber almaktan çok, tiraj almaya yönelik bir yayın politikası kendi kadrolarını oluşturmuş ve ilkesiz, kayıtsız, saygısız bir kuşak, ellerinde kameraları, mikrofonları, teypleri, fotoğraf makinaları ile kendilerini dünyanın hâkimi gibi görür olmuşlardı.
Bilginin bir şantaj unsuruna, ekranın bir gazino sahnesine, sayfanın -bir kasap vitrinine, programcılığın röntgenciliğe döndüğü piyasada gazetecilik de kimileri için gladyatörlüğe, kimileri i için de fabrikatörlüğe dönüşmüştü…