| Yazar | : | Ahmet Güner |
| İsbn | : | 9754511810 |
| Yayın Tarihi | : | Şubat, 1999 |
| Dil | : | Türkçe |
| Sayfa Sayısı | : | 376 |
| Ölçü | : | 12,5 x 19,5 cm |
| Yayınevi | : | Boğaziçi Yayınları |
Demokrasiyi ayakta tutan, yaşatan, bu rejimi çeşitli yanlışlara karşı koruyan kurumlardan biri Basındır. Pek moda bir deyimle" demokratikleşme" çabalarının ön plana çıktığı şu günlerde, gelenek ve görenekleriyle, birbirlerine karşı yakın ve candan tavırlarıyla, engin hoşgörüleriyle hiçbir zaman demokrat olmamakla suçlanmayacak olan Türk insanı yerine, "demokratikleşme"nin önce, demokrasiyi ayakta tutma sorumluluğu olan kurumlarda başlaması gerekiyor. Meclisten de, politikacıdan da, üniversite ve işveren- işçi kuruluşlarından da önce demokratikleşmesi gereken kurum Basın'dır.
Basın-şu anda "demokrasiye uygun" değil mi? Değil. Çünkü demokratik bir rejimin temelinde halkın özlemleri, düşünceleri, tüm konulardaki kişisel ve toplumsal tavırları yatar. Rejim bunlara ne kadar uygunsa, saygılıysa o kadar demokrattır. Şu anda Türk basınının içinde bulunduğu durum, sosyo- ekonomik görünüşü, halkın değerlerine saygısı hiç de demokratik bir rejimin basınına uymuyor.
Önce konuyu gazetecilik açısından ele alalım. 1940'lardan 80'lere kadar Türk basınının merkezi olan Cağaloğlu'nda yayınlanan gazetelerde sahip durumundaki kimse gazeteciydi. Hatta Bab-ı Ali geleneğini sürdüren bazı gazetelerde idare, muhasebe gibi konularda bile eski gazeteciler kullanılırdı. Basının bu dönemi, yerini, gazete sahibinin iş adamı, müteahhit, tüccar olduğu ikinci döneme bıraktı. Bu ikinci dönemde gazeteleri yine gazeteciler çıkarıyordu ve gazete sahibi dışardaki işiyle içerdekini karıştırmaya henüz cesaret edemiyordu. Çünkü patrondan sonra gazetenin ikinci ve üçüncü adamlarının hepsi de hala gazeteci idiler.
Basının, haber verme, haberlerle ilgili yorum yapma, halkı olan bitenden haberdar etme prensipleri, haber alma imkânları ile sınırlı olarak bu dönemde de sürdü. Sonra, 1980'lerle birlikte, basının bir anlamda yozlaşması, gazetelerin birer ticari kuruluş olma, gazete sahipliği sayesinde patronların siyasi iktidarlarla tehlikeli ilişkilere girme dönemi başladı.