| Yazar | : | Melih Cevdet Anday |
| İsbn | : | 9754180873 |
| Yayın Tarihi | : | Ekim, 2002 |
| Dil | : | Türkçe |
| Sayfa Sayısı | : | 284 |
| Ölçü | : | 13,5 x 19,5 cm |
| Yayınevi | : | Adam Yayınları |
Köprüden Kadıköy'e kalkan 19.30 vapurunun birinci mevki kamarasında, kan koca oldukları anlaşılan iki yaşlı kişi oturuyordu. Yetmiş yaşlarında görünen kadının başında krem rengi, çiçekli hasır bir şapka vardı; şapkanın altından görünen saçları yan beyaz, yan kırmızımtırak, yan da koyu kestane rengindeydi; mevsimine göre giyinmişti; üstünde şanel biçimi, kırmızı harçla süslü, parlak Fransız keteninden, lacivert bir tayyör, boynunda birkaç sıra inci ve zincir karışımı kolye, kolunda kalın zincir bilezikler vardı... Onun yaşında görünen, iyi giyinmiş, iyi yüzlü, iri kıyım, biraz dalgın olan erkeğe yüksek sesle:
- Dayanamam artık ben buna, diyordu. Bin defa tembih ettim, ona küçük hanım diyeceksin, bana hanımefendi diyeceksin diye bin defa tembih ettim. Bu sabah yine kalkmış, "Hanımefendi!" demez mi ona? Çıldırtacak beni bu kız, hiç ötesi yok... Bin defa söyledim, gelin gelindir, geline hanımefendi demeyeceksin, bana hanımefendi, ona küçük hanım diyeceksin diye bin defa söyledim. Bu sabah kalkmış, bana inat, "Hanımefendi!" diye sesleniyor ona...
Bu sözleri söyleyen kadının yanındaki erkek, başını hafifçe ondan yana eğmiş, tam dinler durumda idi; ama yine de söylenenleri dinlediğini, anladığını gösteren bir belirti yoktu yüzünde. Buna canı sıkılan kadın, sesini daha da yükselterek:
- Duyuyor musun?
Dedi. Adam "duyuyorum" anlamına başını salladı, hafifçe de gülümsedi. Bu gülümsemede;- hanımefendi - küçük hanım tartışmasını küçümsediği anlamı yoktu; daha çok, "Hoş bir hikâye! Dinledim, memnun oldum, yararlandım" anlamı vardı. Ama bu, uzaktan bakılınca böyleydi; onların karşılarında oturanlar ise adamın kulaklarının ağır işittiğini anladılar, birbirlerine baktılar…