| Yazar | : | Hande Altaylı |
| İsbn | : | 9756287586 |
| Yayın Tarihi | : | Ağustos, 2006 |
| Dil | : | Türkçe |
| Sayfa Sayısı | : | 188 |
| Ölçü | : | 13,5 x 19,5 cm |
| Yayınevi | : | Okuyan Us |
Uğursuz bir gün olacağı en başından belliydi. Hayatında ilk kez, sabah uyandığında canı Türk kahvesi istemişti. Kahvenin taşıp ocağı batırması günün ilk aksiliğiydi. Ardından gözü gibi baktığı - çünkü poposunu çok güzel gösteriyordu - pantolonunun ağı yırtılmış ve son olarak da - aslında son değildi - arabayı göz göre göre bir çöp kamyonuna çarpmıştı. Doğal olarak çöp kamyonunda bir şey yoktu ama kendi arabasının durumu kötüydü; zavallıcık yeni haliyle yüzünü buruşturmuş bir ihtiyara benziyordu. Polisti, zabıttı derken koskoca bir sabah ziyan olup gitmişti.
Çarptığında hızı en fazla otuz kilometre olmalıydı ama arabanın halini gören çarpışma testinden çıkmış sanırdı. Çantasının dibinde cep telefonu ararken gelmişti bunlar başına. Elbette, zamanının yüzde onunu cep telefonunu aramakla geçiren biri için normaldi böyle olması. "Lanet olsun!" diye bağırdı, polisler kaşlarını kaldırıp ona baktılar. Umursamadı ve daha yüksek sesle bir kez daha bağırdı:
"Lanet olsun!".
Servise götürülmeyi bekleyen arabasına binip yola çıktığında, şehir gözüne her günden daha tozlu ve kasvetli göründü. Ekim sonu olmasına rağmen, hava olanca ağırlığıyla insanın üzerine çöküyordu. Kredi kartlarının durumu her zamanki gibi rezaletti ve aylardır kaskosunu ödememişti. İçinden "Bundan daha boktan bir gün olabilir mi acaba" diye geçirdi ve servistekilerin, "randevunuz yok" diyerek zorluk çıkarmamalarını diledi. Çıkarırlarsa da kendileri bilirlerdi, en kötü ihtimalle anahtarı kafalarına atar ve bir taksiye atlayıp kaçardı. Yoldan iş yerini arayıp gecikeceğini söylediğinde, zaten iki saat gecikmişti. Bereket, o sabah halletmesi gereken önemli bir işi ya da katılması gereken önemsiz - hepsi öyleydi - bir toplantısı yoktu…