| Yazar | : | Doğan Hasol |
| İsbn | : | 9789751412225 |
| Yayın Tarihi | : | Eylül, 2007 |
| Dil | : | Türkçe |
| Sayfa Sayısı | : | 264 |
| Ölçü | : | 13,5 x 19,5 cm |
| Yayınevi | : | Remzi Kitabevi |
Amacım anılarımı yazarak, kendimi, yaşamımı anlatmak değil. Üstlendiğim çok değişik görevler gereği yaşadığım ilginç olayları, çevremde olup bitenleri, gözlemlerimi, olduğu gibi aktarmaya çalıştım. Bunların benim yaşamöykümden daha ilginç olduğunu sanıyorum. Ayrıca, bu kitapta anlatılanlar düş ürünü değildir, gerçektir... Elbette benim penceremden görünen şekliyle. Düşünmenin en güzel yolu düşlemek ve yazmak olmalı. Fransızların çok kullandığı bir Latin özdeyişi, "verba volant, scripta manent" diyor, yani "söz uçar, yazı kalır". Yaşananlar yazılmalı... Yazmanın yalnızca bugüne değil geleceğe de not düşmek, iz bırakmak gibi bir yararı olduğuna inanıyorum. "Herkesin anlatılmaya değer bir yaşamöyküsü vardır" denir. Kanımca yaşamöyküsünü, insanın yapıtları, bugün ve gelecek için yaptıkları oluşturur. Dahası bunları bir başkası anlatmalı. İnsanlar en kolay kendilerini kandırdıkları için, kişinin kendi kaleminden çıkan yaşamöyküsü ve anılar, yansız olamaz; yanlışlar hatta hayal ürünleri ya da yakıştırmalar içerebilir. Bunun bilinciyle, zorunlu olmadıkça, konuyu anlaşılır kılma ereği dışında kendimden söz etmemeye çalıştım. Akıp giden olaylar arasında, ancak olmam gerektiği kadar, bir gözlemci olarak varım. Ayrıca, derinlemesine yorumlardan da kaçındım. İstedim ki yorumlar anlatılanların içinde saklı, okurların geliştirmesine açık olsun. Bir bakıma, tanığı olduğum olayların fotoğrafını çekmeye çalıştım yazıyla: Anlar, enstantaneler... Yaşananlar, "an"ların toplamıdır. Bu anlayışla kattığım yorum, fotoğrafçının çektiği resme kattığı türden bir yorumun ötesine geçmedi sanırım. Kısacası, bu işin içindeki rolüm bir objektifinki kadar olmasa da deklanşöre basan fotoğrafçınınkinden fazla değil. Bu kitapta herkes kendi yaşamından bir şeyler bulabilir. Bizim yaşamımız aslında biraz da başkalarının yaşamı değil mi zaten? Çok okuyan, çok soran, dinleyen, her şeyi anlamaya çalışan bir çocuktum. O yaşlarda çevremde olup bitenle, dahası, siyasal konularla bile ilgiliydim...