| Yazar | : | Şair Leyla (Saz) Hanım |
| Yayın Tarihi | : | Temmuz, 2000 |
| Dil | : | Türkçe |
| Sayfa Sayısı | : | 202 |
| Ölçü | : | 13,5 x 19,5 cm |
| Yayınevi | : | Cumhuriyet Kitapları |
Türk kadınlarının yaşam koşulları ve töreleri, özellikle İstanbul'da son çeyrek yüzyıl içinde çok değişti; hala da gözle görülür, elle tutulur bir biçimde adeta günden güne değişmekte. Değişim öylesine hızlı ki, günümüzün kadını, eski Türk kadınının törelerine tümüyle yabancı kalmış durumda. Harem yaşamının eski görenekleri bugün neredeyse unutuldu. Birkaç yıl daha geçince herhalde hiç anımsanmaz olacak.
Harem yaşamının gelenek ve görenekleri genel olarak unutuluyor derken, sultanların harem yaşamının ya da sultan efendilerin yaşadığı sarayların düzeninin hiçbir zaman açıklanmadığını ve pek az bilindiğini de itiraf etmek gerekir. Harem, her zaman için, dışarının içeri sızmasına karşı özenle kapalı tutulmuş ve orada tümüyle uzak bir dünya oluşturulmasına çaba gösterilmiştir. .
Sultan Abdülmecit'in saltanatı süresinde, İstanbullu olup da saraya dışardan gelebilen ve orada yaşayabilen iki genç kız, eminim sadece ablamla ben olduk. Hareme bizden başka, o da ziyaretçi olarak, ancak evlendirilerek çırak çıkarılmış ve özgürlüğüne kavuşturulmuş eski saray cariyeleri girebiliyordu. Daha sonraları, Sultan Abdülaziz, sarayın yüksek dereceli bazı yöneticilerinin eşleriyle kızlarına, bir de damatların yakınlarına haremin kapılarını aralamıştı. Yine de, bu ayrıcalıklı kişiler, ancak belirli günlerde ya da bayramlarda, çağrıyla gelebiliyor ve son derecede resmi bir biçimde karşılanıyorlardı.
Sultan efendilere ve hareme ilişkin anılarımı ilk kez, yirmi beş yıl önce kaleme almıştım. Bu anıları yazarken, anımsamakta zorluk çektiğim bazı ayrıntıları öğrenmek için ablama danışırdım. O dönemde, bu "anılar"ın yayımlanmasına olanak yoktu. Böyle bir yayın hoş karşılanacak bile olsaydı, yine de bunun ölümümden sonra gerçekleşmesini öngörmüştüm. Bu nedenle; tüm öbür yazdıklarım gibi anılarımı da, uzun yıllardır, yalnızlığa çekilmiş olduğum Bostancı'daki köşkümde saklamaktaydım.
Dikkatsizlik edip, evde çalışanlara izin vermiş ve köşkü bir tek bahçıvana emanet ederek birkaç gün için kente, oğullarımdan birini ziyarete gitmiştim…