| Yazar | : | Sacit Somel |
| Yayın Tarihi | : | Temmuz, 1989 |
| Dil | : | Türkçe |
| Sayfa Sayısı | : | 157 |
| Ölçü | : | 13,5 x 19,5 cm |
| Yayınevi | : | Demircioğlu Matbaacılık |
Bu anılar günlük olayların not edildiği bir (Hatıra Defteri) değildir. Burada sadece, görevle bulunduğum memleketlerin bana çarpıcı gibi gelen bir iki özelliği ile meslek hayatımda tanıklık ettiğim olaylardan ilginç olduğunu sandığım bir kaçına kısaca değinilmektedir.
Anılarıma başlamadan evvel Başkonsolosluklar hakkında birkaç kelime söylemek istiyorum. Zira anlatacağım şeylerin çoğu elçiliklerde değil, konsolosluklarda geçen hayatıma ait olacaktır. Bu suretle hem anılarım daha iyi anlaşılabilecek, hem de zaman zaman haksız olarak suçlandığını işittiğimiz konsolosluklarımızın, özellikle işçilerimizin yoğun oldukları ülkelerdeki konsolosluklarımızın ne gibi zorluklarla karşılaştıkları anlaşılacaktır.
Bir Başkonsolosluğumuzun görev alanı bir ilimizin içindeki devlet dairelerinin yaklaşık bütün görevlerini kapsadığı gibi belediyelerin de - nikâh kıyma gibi - bazı görevlerini kapsar. Özetlenirse: Doğum, evlenme, ölüm, pasaport ve vize işlemleri, askerlik, noterlik, tereke işleri, adli tebligat işlemleri, ticaret ataşeliği ve öğrenci müfettişliği olmayan yerlerde onların görevleri, vatandaşların himayesi, cezaevlerindeki vatandaşların ziyareti, tedavi için gelen veya aciz durumda kalan vatandaşlara mümkün olan yardım, turizmi teşvik vb.
Almanya'daki bazı Başkonsolosluklarımızın görev çevresi içinde bugün 200.000 den fazla vatandaş bulunmaktadır. Bütün bu vatandaşların yukarda sayılan işleri dar kadrolarla yürütülür. Memurlar çalışmaktan, vatandaşlar da kuyruklar halinde beklemekten yorulur ve iş gününü kaybettikleri için de sinirlenirler. Bekleyen vatandaşlar arasında bazan yumruk yumruğa sıra kavgaları olur. Vatandaş bilgisizdir. Başkonsolosa çıkarak daha fazla memur atanmasını ister. Oysa bu bir kadro sorunudur...