| Yazar | : | Mustafa Armağan |
| Yayın Tarihi | : | Kasım, 2007 |
| Dil | : | Türkçe |
| Sayfa Sayısı | : | 203 |
| Ölçü | : | 21 x 29,7 cm |
| Yayınevi | : | Beykoz Belediyesi |
Ahmed Midhat Efendi... Henüz pek gençken üzerinde çalışmak arzusunu duyduğum o ilk büyük adam. Bir gayret küpü... Bir ruh ve enerji kaynağı... Adı üstünde "Hace-i evvel"imiz... Gazeteci1iğimiziıı babası. Halka okumayı sevdiren ilk kalem erbabı... Romanlarındaki kahramanları öldürmesin diye kendisini bölük bölük tehditçi1er ile ricacıların ziyarete geldiği cayırtılı kalemin sahibi.
Talih mi desem? Şimdilerde geriye dönüp baktığımda onun gibi bir devle çok erken bir yaşta tanışmış olmamın muhakkak ki sonraki şahsiyetimin ve fikri oburluğumun oluşumunda etkisi olmuştur diye düşünüyorum. Bu engin tecessüsün kucaklanması dünyasını tecessüs etmiş olmanın, benim olduğu kadar içinde bulunduğum neslin de en asil imtiyazlarından birisi olduğuna inanıyorum. Nitekim Cemil Meriç kendisini de içine teklifsizce dahil ederek "Hepimiz birer Ahmed Midhat Efendi'yiz" dememiş miydi bu yüzden?
Demek ki, Türk aydını için hala bazı yönleriyle aşılamamış bir kilometre taşı karşısındayız.
Fahri Cemi1, 1946'da Cumhuriyet'e yazdığı bir yazıda 30 yaşını sürdüğü o yıllarda Yücel dergisine ucundan kıyısından tutunmuş olan Cemi1 Meriç'e şu sözlerle cevap vermektedir adeta:
Meğer efendi, merhum olalı otuz üç seneden beri bir türlü kimseye "Efendi" diyememişiz. Hala bile beyefendi çoktur, der dururuz, fakat kime sadece efendi diyebiliyoruz? Galiba son efendi kendileri imiş ki yerine bir başkasını koymamışız, vay bize... Şöyle bir millet kendine bir hace bulamadı demektir.
Hace-i evvel, yani hoca, yani öğretmen ama lise öğretmeni değil, ilkokul öğretmeni...
Yıllar önce de Ahmet Kabaklı hoca "Derdimiz ilkokuldur" başlıklı bir yazı yazmış ve bu milletin derdini Ahmed Midhat'ca teşhis etmişti. 1913'den bu yana geçen 94 yılda ikinci bir hace-i evvelimizin çıkmayışı, çıkamayışı temel meseleleri ve kültür siyasetini hala oturtamayan bir ülke oluşumuzla bağlantısı üzerinde sabırla düşünülmesi gerekir.