Ahmet Kesimoğlu
1968 yılında Galatasaray Lisesinden mezun olan Ahmet Kesimoğlu, yüksek öğreniminde Galatasaray camiasına aynı sınıftan üçüncü Yüksek Kimya Mühendisini daha kazandırmıştır.
Ahmet Kesimoğlu’nun yaşam hikâyesini devamı bulunmadığından burada lise mezuniyet albümündeki sayfasına bakıyoruz.
“Galatasaraylılar kervanına ilkokul ikinci sınıfta F'ransa’dan katılan arkadaşımız, o zamanlar, İspanyol paça, orijinal pijamaları ile kendisine «Paça» lakabının takılmasına sebep olmuştu. O günlerin bu sakin ve ciddi
çocuğunu zaman fazla değiştirmemiş, hep aynı Ahmet olarak kalmıştı. Her ne kadar sonradan Fen branşını tercih ettiyse de, sosyal derslerle daha fazla ilgilenmiş, ansiklopedi karıştırıp, kitap okuyup, müzik dinlemeyi,
problem çözmeye tercih etmişti. Öte yandan, ruhunu eğitmek için müziğin şart olduğuna inanan Ahmet 5 yıllık akordeon öğreniminden sonra bir türlü
«La comparsita'yı» çalamayınca hem ailesini, hem komşularını sevindirip teyp ve pikap çalarak müzik sevgisini devam ettirmişti. Boğazına düşkünlüğü ile tanınan arkadaşımızın, bilhassa Tekirdağ karpuzuna ( ! ) dayanamadığı ve sırf bu yüzden pasajda öğleleri bira, kokoreç ve midye tavaya fit olduğu görülür; ayrıca kendisi her ne kadar tığ gibi olacağım iddia ederse ele, Nazmi sefalarına evde yemeğini yedikten sonra geldiği bilinirdi. Onuncu sınıfa kadar· hep edebiyatçı olacağını düşünürdü. Fakat o yıl M. Boufflers"in hışmına uğrayıp ikmale kalınca, Bouf'a inat Fen'e geçiverdi. 11 inci sınıfı
kazasız, belasız, son sınıfı ise nazar değdiği için «güz» döneminde bitiren arkadaşımız, sırası ile, kimyager, hariciyeci, doktor, tekrar kimya mühendisi olmayı tasarlamış ve üniversite sınavları sırasında Elektronik beyin puanını küçük bir hata yaparak iki ile çarpması sonunda çok mesut olmuştu. Biz de böylece, Ahmet’in bundan sonraki tahsil hayatının Sultanideki gibi devamını dileriz...”
Bibliyografya
Sıra Dışı Hayatlar Cilt 14 - Galatasaray Liseli Mühendisler - Mimarlar
Ahmet Kesimoğlu’nun yaşam hikâyesini devamı bulunmadığından burada lise mezuniyet albümündeki sayfasına bakıyoruz.
“Galatasaraylılar kervanına ilkokul ikinci sınıfta F'ransa’dan katılan arkadaşımız, o zamanlar, İspanyol paça, orijinal pijamaları ile kendisine «Paça» lakabının takılmasına sebep olmuştu. O günlerin bu sakin ve ciddi
çocuğunu zaman fazla değiştirmemiş, hep aynı Ahmet olarak kalmıştı. Her ne kadar sonradan Fen branşını tercih ettiyse de, sosyal derslerle daha fazla ilgilenmiş, ansiklopedi karıştırıp, kitap okuyup, müzik dinlemeyi,
problem çözmeye tercih etmişti. Öte yandan, ruhunu eğitmek için müziğin şart olduğuna inanan Ahmet 5 yıllık akordeon öğreniminden sonra bir türlü
«La comparsita'yı» çalamayınca hem ailesini, hem komşularını sevindirip teyp ve pikap çalarak müzik sevgisini devam ettirmişti. Boğazına düşkünlüğü ile tanınan arkadaşımızın, bilhassa Tekirdağ karpuzuna ( ! ) dayanamadığı ve sırf bu yüzden pasajda öğleleri bira, kokoreç ve midye tavaya fit olduğu görülür; ayrıca kendisi her ne kadar tığ gibi olacağım iddia ederse ele, Nazmi sefalarına evde yemeğini yedikten sonra geldiği bilinirdi. Onuncu sınıfa kadar· hep edebiyatçı olacağını düşünürdü. Fakat o yıl M. Boufflers"in hışmına uğrayıp ikmale kalınca, Bouf'a inat Fen'e geçiverdi. 11 inci sınıfı
kazasız, belasız, son sınıfı ise nazar değdiği için «güz» döneminde bitiren arkadaşımız, sırası ile, kimyager, hariciyeci, doktor, tekrar kimya mühendisi olmayı tasarlamış ve üniversite sınavları sırasında Elektronik beyin puanını küçük bir hata yaparak iki ile çarpması sonunda çok mesut olmuştu. Biz de böylece, Ahmet’in bundan sonraki tahsil hayatının Sultanideki gibi devamını dileriz...”
Bibliyografya
Sıra Dışı Hayatlar Cilt 14 - Galatasaray Liseli Mühendisler - Mimarlar