| Yazar | : | Abdi İpekçi |
| Dil | : | Türkçe |
| Sayfa Sayısı | : | 239 |
| Ölçü | : | 12 x 16,5 cm |
| Yayınevi | : | Milliyet Yayınları |
Birkaç saat evvel yaktığımız ateşin son alevcikleri can çekişip küllere gömüldü. Karanlık çökerken tam-tam'larını çalmaya, şarkılar söylemeye başlamış olan yerlilerin uzaklardan gelen sesleri kesildi. Kilimanjaro dağının eteklerinde geceler serin oluyordu. Uyku tulumumun içine elbiselerimle girdim. Yanımdaki çadırda o gün bir hayli yorulmuş olan Kemal Baysal portatif yatağa uzanır uzanmaz uykuya dalmıştı. Çadırın öbür tarafında Amerikalı avcı ile sarışın karısı yere serdikleri uyku tulumlarına girmişlerdi.
Afrika'nın göbeğinde, vahşi bir ormanda idik. Bulunduğumuz yerde vahşi olan sade orman değildi. Etrafımızda sarıhumma aşılayan sineklerden insan yiyen 13slanlara, dişleri sökülmemiş fillere kadar her çeşit hayvan vardı. Ve biz o gece orada uyuyacaktık... Yanımızda kendimizi savunacak hiçbir silah yoktu. Ne bir tüfek, ne bir tabanca, ne de hatta bir çakı...
Bizi buraya Amerikalı karı-koca getirmişti. Adam Teksaslı genç bir milyonerdi. 32 yaşlarında ya vardı ya yoktu... Senenin iki ayı Teksas'taki kuyularından petrol çıkarıyor, 10 ayı da Afrika'da avlanıyordu. Öldürmediği hayvan kalmamıştı. Onunla Nairobi'de tanışmıştık. Sapsarı saçları, incecik vücudu ile sinema yıldızlarına benzeyen karısı da kendisi de sıcakkanlı insanlardı. Bize çok yakınlık göstermişler ve Amboseli'ye davet etmişlerdi.
Amboseli, vahşi hayvanların mebzulen bulunduğu fakat avlanmanın yasak olduğu bir bölge idi. Bu bakımdan avcı1ar için enteresan değildi ama fotoğraf meraklıları için bir cennetti. Dünyl3.nln her tarafından zengin fotoğraf amatörleri buraya geliyor, vahşi hayvanları tabii çevrelerinde tabii yaşayışlarını tespit eden resimler, filmler çekiyorlardı.
Amboseli şehire uzak olduğu için orada gece kalmak zarureti vardı. Bu bakımdım ormanın ortasında Afrikalıların evlerine benzeyen kubbesi çalı çırpıdan yapılmış yuvarlak kulübeler inşa etmişlerdi. Orada kalanlar için tehlike mevzuubahis değildi.