| Yazar | : | Hatice Aynur, Hakan T. Karateke |
| İsbn | : | 9757580430 |
| Yayın Tarihi | : | 1995 |
| Dil | : | Türkçe |
| Sayfa Sayısı | : | 313 |
| Ölçü | : | 22 x 29,5 cm |
| Yayınevi | : | İstanbul C.şehir Bel. Kültür İşleri D. Bşk. |
Varlık âlemini oluşturan dört unsurdan biri de sudur. İnsanların temel içecek ve temizlik maddesi olması, suyu her türlü hayat tarzında, temini ilk önce düşünülmesi gereken ihtiyaç haline getirmiştir. Bir ülkenin ya da şehrin su sisteminin, burada yaşayanların suyla ilgili ihtiyaçları karşılayacak düzeyde olması, o yerin uygarlık düzeyini gösterir.
İstanbul'un da su sorunu ve dolayısıyla su tesisleri şehrin tarihi kadar eskidir. Şehrin içinde içme suyu az olduğu için, suyun şehir dışından getirilmesi icap etmiş ve bu sorun İstanbul'u Istıranca dağlarına kadar bağlayan su yollarıyla çözülmeye çalışılmıştır. Osmanlı İstanbul'unun su sistemlerinin mahallelerde halka inen ayağı, bu şehre özgü mimarileriyle şehri zenginleştiren çeşmelerdir. Konstantiniyye, Osmanlı İmparatorluğu'nun da başşehri olması nedeniyle, Osmanlı devri su uygarlığının en gösterişli çeşmeleri bu şehirde inşa edilmiştir. Geçen zamanla birlikte, mimari özelliklerini değiştiren bu çeşmeler, büyük meydanlarda ve hemen hemen her mahallede bir veya birkaç adet olmak üzere bulunmaktadır.
Şehrin çeşmeleri zaman içinde çok çeşitlilikler gösterdiler. Köşede kalmış, görevi sadece suvarmak olan çeşmelerle birlikte, her gelen seyyahı ağzı açık bırakan su köşkleri de yapıldı. Sadece su ihtiyacını karşılayan basit yapısal özellikli çeşmelerden başka, cephelerindeki sanatkârane işçilikle, çeşmelerin şehre bir süs olarak takılmasının bir politika halinde görüldüğü ilk devir, III. Ahmed devridir. III. Ahmed, adından en çok yaptırdığı çeşmelerle söz ettirdi. Biz de başta sadece III. Ahmed'in yaptırdığı çeşmeleri incelemeyi düşünürken, bu çeşme dolu devrin cazibesine kapılıverdik.